Fransa’da Liseliler Ayakta. Gençliğin Öfkesi İşçi Sınıfının Gücüyle Birleşebilir
Fransa’da liselilerin başlattığı protestolar ülke geneline yayılıyor. Paris’ten Lyon’a, Marsilya’dan Toulouse’a kadar binlerce genç; öğretmen ve personel eksikliğine, kalabalık sınıflara, bakımsız okul binalarına ve eğitimde giderek derinleşen eşitsizliğe karşı sokağa çıkıyor.
Hükümetin yanıtı ise talepleri karşılamak yerine polis müdahalesi, gözaltılar ve okulların kapatılması oluyor. Yüzlerce lisede eğitime tamamen ya da kısmen ara verilmesi ve binlerce kişinin gözaltına alınması, yaşananların sıradan bir öğrenci protestosundan çok daha geniş bir toplumsal hoşnutsuzluğun ifadesi olduğunu gösteriyor.
Çünkü liselilerin öfkesi yalnızca okulların mevcut durumundan kaynaklanmıyor. Bu öfkenin arkasında, kapitalizmin genç kuşaklara sunduğu geleceğin giderek daralması var.
Eğitim krizinin arkasındaki sınıfsal gerçeklik
Öğretmen ve personel eksikliği, kalabalık sınıflar, bakımsız okul binaları ve yetersiz eğitim bütçesi birbirinden bağımsız sorunlar değildir. Bunlar, kamu hizmetlerinin yıllardır kemer sıkma ve piyasa merkezli politikalar doğrultusunda aşındırılmasının sonuçlarıdır.
Gençler daha kötü okullara, daha güvencesiz işlere, yüksek kiralara ve düşük ücretlere mahkûm edilirken savaş ve silahlanma için giderek daha fazla kaynak ayrılıyor. Buradaki temel sorun kaynakların yokluğu değil, toplumun ürettiği zenginliğin nasıl ve kimin çıkarına dağıtıldığıdır.
Okullarda öğretmen bulunmazken savaş için kaynak yaratılması; gençlerin barınma sorunu büyürken konutun yatırım ve spekülasyon alanı olarak korunması; ücretler baskı altında tutulurken büyük sermayenin çıkarlarının güvence altına alınması aynı toplumsal politikanın farklı sonuçlarıdır.
Bu nedenle eğitim mücadelesi yalnızca daha iyi okullar için verilen bir mücadele değildir. Aynı zamanda kemer sıkmaya, toplumsal eşitsizliğe ve savaş ekonomisine karşı verilen mücadelenin bir parçasıdır.
Liselilerin mücadelesi işçi sınıfının mücadelesidir
Liselilerin hareketinin kamu emekçilerinin 29 Eylül’deki greviyle aynı döneme denk gelmesi tesadüf değildir. Öğrencilerin büyük çoğunluğu işçi ve emekçi ailelerin çocuklarıdır. Okullarda yaşanan sorunlarla evlerde yaşanan geçim sıkıntısı, düşük ücretler, güvencesizlik ve yüksek kiralar aynı toplumsal gerçekliğin parçalarıdır.
Bu nedenle gençliğin talepleri ile işçi sınıfının talepleri birbirinden koparılamaz.
Öğrencilerin enerjisi ile işçi sınıfının üretimden gelen gücü birleştiğinde, hükümet üzerinde gerçek bir toplumsal baskı kurulabilir. Fransa’nın geçmişindeki büyük toplumsal mücadeleler bunun potansiyelini gösteriyor. 1968 deneyimi bugünün koşullarıyla birebir aynı değildir; ancak gençlik hareketinin geniş bir işçi mücadelesiyle birleştiğinde toplumsal dengeleri sarsabilecek bir güç taşıdığını hatırlatır.
Sorun yalnızca Macron değil
Bugünkü öfkeyi yalnızca Macron hükümetinin politikalarına indirgemek, sorunun kökünü görmemek olur. Hükümetler değişebilir; ancak sermayenin toplum üzerindeki belirleyici gücü değişmediği sürece eğitimden sağlığa, konuttan çalışma yaşamına kadar aynı sorunlar farklı biçimlerde yeniden ortaya çıkar.
Dolayısıyla mesele yalnızca hükümetin değiştirilmesi değil, toplumsal önceliklerin değiştirilmesidir.
Toplumun kaynakları savaş ve silahlanma yerine eğitim, sağlık, konut ve sosyal güvence için kullanılmalıdır. Kamu hizmetleri kâr mantığına göre değil, toplumun ihtiyaçlarına göre örgütlenmelidir.
Sağın karşısında sınıfsal bir seçenek
Fransa’daki sağ ve aşırı sağ, toplumsal hoşnutsuzluğu göçmenlere, yoksullara ve toplumun en savunmasız kesimlerine yöneltmeye çalışıyor. Oysa öğretmensiz kalan sınıfların, yükselen kiraların ya da düşen ücretlerin nedeni başka bir emekçi kesimi değildir.
Sorun, toplumun ürettiği zenginliğin küçük bir azınlığın çıkarları doğrultusunda kullanılmasındadır.
Sosyalist bir perspektif, işçileri ve gençleri birbirine karşı konumlandırmak yerine ortak çıkarları temelinde birleştirir. Irkçılığa, milliyetçiliğe ve toplumsal düşmanlaştırmaya karşı gerçek alternatif, emekçi çoğunluğun ortak çıkarları etrafında kurulabilir.
Mücadeleyi büyütmek
Sendikaların grev çağrıları önemlidir. Ancak mücadelenin yalnızca tek günlük grevlere ya da hükümetin sınırlı tavizlerine sıkıştırılması yeterli değildir.
Öğrencilerin eğitim talepleri, öğretmenlerin çalışma koşulları ve işçilerin ücret mücadelesi aynı toplumsal bütünün parçaları olarak ele alınmalıdır. Buna barınma, sağlık, emeklilik ve sosyal güvenlik talepleri de eklenmelidir.
Esasa dair soruyu şu şekilde sorarsak, doğru yanıt arayışını sürdürebiliriz. Toplumun ürettiği zenginlik kimin ihtiyaçları için kullanılacak?
Eğitim, sağlık ve konut birer meta değil, toplumsal haklardır. Toplumun kaynakları özel kârın değil, insanların ihtiyaçlarının karşılanmasına hizmet etmelidir. Bunun için büyük sermayenin ve finans kapitalin toplumsal yaşam üzerindeki belirleyici gücü sınırlandırılmalı; ekonominin temel yönelimi toplumun ortak çıkarları doğrultusunda demokratik ve sosyal planlamaya dayanmalıdır.
Bu, mücadelenin yalnızca mevcut hükümete karşı değil, kapitalist düzenin önceliklerine karşı da yönelmesi anlamına gelir.
Gençliğin geleceği için mücadele
Bugün liselilerin karşı çıktığı şey yalnızca kötü okullar değildir. Öfkelerinin altında, nasıl bir gelecekle karşı karşıya olduklarına ilişkin daha derin bir kaygı bulunuyor.
Eğitimini tamamlayan gençleri güvencesiz işler, düşük ücretler, yüksek kiralar ve zayıflayan sosyal haklar bekliyor. Savaş ve silahlanma için kaynak ayrılırken gençlerin kendi gelecekleri konusunda güvencesiz bırakılması, bu çelişkinin en açık göstergelerinden biridir.
Bu nedenle öğrenci hareketi yalnızca gençliğin kendi sınırları içinde kalmamalıdır. İşçi sınıfı gençlerin yanında durmalı; gençlerin talepleri işçilerin ekonomik ve sosyal talepleriyle birleşmelidir.
Fransa’dan Avrupa’ya
Fransa’daki gelişmeler Avrupa’nın başka ülkelerinde ortaya çıkan mücadelelerden bağımsız değildir. İspanya’da barınma hakkı için yükselen hareketler, Portekiz’de ücret ve kamu hizmetleri etrafındaki mücadeleler, Belçika’daki öğrenci eylemleri ve Almanya’da yeniden silahlanma ile zorunlu askerlik tartışmalarına karşı yükselen gençlik tepkileri farklı biçimler taşıyor.
Ancak bu mücadelelerin altında ortak bir çelişki bulunuyor: Sermaye daha fazla kâr, devletler daha fazla askeri güç isterken toplumun geniş kesimleri eğitim, güvenli iş, insanca ücret, barınma ve barış talep ediyor.
Fransa’daki liseli hareketi bu nedenle yalnızca Fransız hükümetine karşı gelişen bir protesto olarak görülmemelidir. Avrupa genelinde gençlerin ve işçilerin karşı karşıya olduğu toplumsal sorunların daha geniş bir ifadesidir.
Liseliler ayakta, Fransa ayakta
Bugün temel soru, hükümetin birkaç talebi kabul edip etmeyeceğinden çok daha büyüktür: Fransa’nın ve Avrupa’nın geleceğini kim belirleyecek?
Toplumun ürettiği zenginliğin nasıl kullanılacağına küçük bir sermaye azınlığı mı karar verecek, yoksa bu zenginliği üreten milyonlarca insan mı?
Bu nedenle mücadele yalnızca seçim sandığına indirgenemez. Seçimler hükümetleri değiştirebilir; fakat toplumsal öncelikleri değiştirecek olan örgütlü halk mücadelesidir.
Liselilerin öfkesi işçi sınıfının örgütlü gücüyle birleştiğinde, mücadele yalnızca eğitim sisteminin düzeltilmesi talebinin ötesine geçebilir. Ücretlerden konuta, eğitimden sağlığa, sosyal haklardan barış talebine kadar toplumun temel ihtiyaçlarını merkeze alan daha geniş bir sınıfsal mücadeleye dönüşebilir.
Bugün Fransa’da yaşananların gerçek önemi burada yatıyor.
Liseliler ayakta. Fransa ayakta.
Şimdi mesele, bu öfkeyi dağıtmak değil; onu işçilerin, gençlerin ve bütün emekçi kesimlerin ortak mücadelesinde birleştirmektir.
Çünkü geleceğin nasıl olacağına sermayenin ihtiyaçları değil, toplumun ihtiyaçları karar vermelidir.
Yarın, geniş bir yazar kadrosu ile günceli değerlendirme, siyasi gelişmeleri takip etme, öngörme, anlama ve fikri bir yön çizme hedefindedir. Ancak yayınlanan yazılardaki görüşler, Yarın Yayın Kurulu’nun politik değerlendirmeleriyle tümüyle aynı çizgide olmayabilir. Farklı değerlendirmelere sahip olsalar da mücadeleye katkı sunacağını düşündüğümüz tüm yazılara yayın ilkelerimiz çerçevesinde yer vereceğiz.




263818514.webp)














263416437.webp)


















243429794.webp)
241725935.webp)









240907348.webp)





































250010549.webp)





252534979.webp)

250235831.webp)




251934370.webp)




253526889.webp)




262212379.webp)









































