Post

Sistem, Mezhep ve Sınıf

Sistem, Mezhep ve Sınıf

Radikal mezhepçi örgütleri tarih dışı, salt kültürel ya da teolojik bir sapma olarak açıklamak; onları mümkün kılan maddi zemini görünmez kılar. Modern Ortadoğu, emperyalist müdahaleler, enerji kaynakları üzerindeki paylaşım mücadeleleri ve küresel kapitalizmin eşitsiz gelişim dinamikleri tarafından şekillendirilmiş bir kriz coğrafyasıdır. Devletlerin çözülmesi, sınırların tarihsel-toplumsal gerçeklikten kopuk biçimde çizilmesi ve neoliberal yıkım programları; dinsel referanslı silahlı yapıların palazlanabileceği bir zemin üretmiştir. Siyasal İslamcılık bu bağlamda kültürel bir sapma değil, kapitalist dünya sisteminin kriz momentlerinde aldığı siyasal biçimlerden biridir.

Radikal yapılar yalnızca “şiddet örgütleri” değildir; çöken devlet kapasitesinin boşluğunda alternatif bir egemenlik formu üretmeye yönelen siyasal girişimlerdir. Irak’ta devlet aygıtının tasfiye edilmesi, ordunun dağıtılması ve mezhep kotasına dayalı siyasal düzenin kurulması, emperyalizmin “yeniden inşa” adı altında yürüttüğü kurumsal çökertmenin açık örneğidir. Bu zeminde yükselen yapı, vergi toplayan, mahkeme kuran, norm koyan ve zor yoluyla itaat üreten bir karşı-devlet pratiği geliştirmiştir.

Ancak burada kurulan düzen, soyut ve genel normlara dayalı bir hukuk sistemi değildir. Kişilerin dinsel ve toplumsal konumuna göre farklı muamele gördüğü hiyerarşik bir statü sistemi inşa edilir. Hak öznesi yurttaşın yerini, kutsal referanslara bağlılık derecesiyle tanımlanan itaat öznesi alır. Ceza fiile göre değil; konuma göre belirlenir. “Adalet” evrensel eşitlik ilkesine değil, yorum tekeline sahip otoritenin iradesine dayanır. İlahi adalet söylemi, dünyevi ayrıcalıkların kurumsallaşmasının ideolojik örtüsüne dönüşür.

Kadınların kamusal varlığının sınırlandırılması, mezhepsel ve etnik azınlıkların sistematik baskı altına alınması, gündelik davranış biçimlerinin suç kapsamına genişletilmesi; bireysel özgürlüğün bizatihi tehdit olarak kodlandığını gösterir. Toplum fiilen kategorilere ayrılır; yaptırım ve ayrıcalık bu kategorilere göre dağıtılır. Bu yapı, kapitalist kriz koşullarında ortaya çıkan otoriter bir yeniden düzenleme biçimidir.

Benzer şekilde Suriye sahasında ortaya çıkan silahlı mezhepçi yapılar, emperyalist müdahale ve bölgesel güç rekabetiyle parçalanmış bir alanda hareket alanı bulmuştur. Bu örgütler sistem dışı değildir; sistemin ürettiği siyasal ve toplumsal boşlukların ürünüdür. Kapitalist kriz devlet kapasitesini zayıflattığında, yoksulluk ve güvencesizlik kitleselleştiğinde, siyasal İslamcı hareketler “adalet” ve “düzen” söylemiyle meşruiyet üretir. Ancak bu meşruiyet sömürü düzenine karşı değil; onu farklı bir ideolojik form içinde yeniden tahkim etmeye yöneliktir.

Radikal mezhepçi örgütler, sınıf mücadelesinin bastırıldığı koşullarda kimlik temelli bir seferberlik yaratır. Emek-sermaye çelişkisini görünmez kılarak toplumsal öfkeyi mezhep ve inanç eksenine taşır. Böylece krizden doğan enerji devrimci bir hatta değil; gerici ve otoriter bir kanala akıtılır. Sorun yalnızca güvenlik değil; bu yapıları üreten emperyalist-kapitalist bütünlüktür.
 

Mezhep, Kimlik ve Sınıf

Siyasal İslamcı ideoloji, sınıfsal antagonizmayı perdelemek için kimlik siyasetini araçsallaştırır. Yoksulluk kaderle; sömürü mezhep çatışmasıyla; devlet baskısı “inanç savunusu” söylemiyle açıklanır. Böylece emekçi sınıflar arasındaki ortak çıkar zemini parçalanır.

Mezhep burada üstyapısal bir mobilizasyon aracıdır; altında yatan iktidar ve kaynak denetimidir. Siyasal alan homojenleştirilirken muhalif toplumsal güçler tasfiye edilir. Kimlik antagonizması kışkırtılırken sınıf antagonizması bastırılır.

Devlet belirli bir inanç yorumu ile özdeşleştiği anda yurttaşlık statüsü siyasal sadakat ölçütüne indirgenir. Hukuk evrensel norm olmaktan çıkar, statüye göre işleyen bir ayrıcalık rejimine dönüşür. Laiklik bu nedenle yalnızca inanç özgürlüğünün değil; eşit yurttaşlık zeminini korumanın tarihsel aracıdır.

 

Türkiye’de Rejim. Siyasal İslamın Devletleşmesi

Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı, Türkiye’de siyasal İslamı devlet mekanizmasıyla bütünleştiren uzun soluklu bir dönüşüm gerçekleştirdi. 2017 Türkiye anayasa referandumu ile kurumsallaşan başkanlık sistemi, yürütmeyi merkezîleştirirken yasama ve yargı üzerindeki denge-denetim mekanizmalarını büyük ölçüde etkisizleştirdi. Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde inşa edilen model, yalnızca anayasal bir değişiklik değil; rejimsel bir dönüşümdür.

Bu dönüşüm, neoliberal sermaye birikim modeli ile siyasal İslamcı ideolojinin sentezine dayanır. Özelleştirmeler, kamu-özel işbirliği projeleri ve büyük altyapı ihaleleri üzerinden sermaye yoğunlaşması hızlandırılırken; dinsel-millî retorik aracılığıyla toplumsal rıza üretilmiştir. Emek piyasasında güvencesizlik derinleşmiş, sendikal alan daraltılmış ve ücret baskısı kalıcılaşmıştır. Eşitsizlikler sabır ve kader söylemiyle meşrulaştırılmıştır.

Bu rejim biçimi açık silahlı zor yerine kurumsal merkezileşme ve ideolojik hegemonya üzerinden işler. Hak öznesi yurttaş aşındırılır; kamusal alan tekil bir değerler sistemi etrafında yeniden tanımlanır. Laiklik bu noktada kültürel bir tercih değil; yurttaşlığı sadakat temelli bir statüye indirgeme eğilimine karşı anayasal ve tarihsel bir fren işlevi görür.

 

Eğitim. İdeolojik Yeniden Üretimin Merkezi

Eğitim her sınıflı toplumda ideolojik yeniden üretim mekanizmasıdır. Amaç; sorgulayan ve kolektif hak arayışına yönelen birey değil, normatif bağlılığı içselleştirmiş, siyasal olarak pasif bir toplumsal tip üretmektir. Siyasal İslam–sermaye ittifakı uzun vadeli istikrarını bu ideolojik formasyona dayandırmaktadır.

Bu bağlamda Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, bilimsel özerklik ve eleştirel pedagojiyi merkeze alan bir kamusal eğitim perspektifi sunmak yerine; siyasal İslamcı değerler rejimini müfredata ve kurumsal işleyişe içkin hale getiren bir yeniden yapılandırma niteliği taşımaktadır. Ramazan dönemlerinde yayımlanan idari düzenlemelerle oruç tutmayan ilkokul öğrencilerinin fiilen fişlenmesine kapı aralayan uygulamalar, pedagojik rehberlik sınırını aşarak inanç temelli gözetim ve ayrıştırma pratiğini normalleştirmektedir. Buna eşlik eden işitsel ve görsel içerik üretimi, dinsel referanslı söylemin kamusal eğitim alanında hegemonik konuma taşınmasını sağlamaktadır. Böylece eleştirel düşünme kapasitesinin aşındırılması yalnızca müfredat içeriğiyle değil; gündelik okul pratiği ve sembolik ortam üzerinden de kurumsallaştırılmaktadır.

21. yüzyılda eğitim bilgi üretiminin ve teknolojik dönüşümün temelidir. Finlandiya eleştirel düşünce ve pedagojik özerkliği kamusal hak olarak örgütlemiştir. Güney Kore ise insan sermayesine yaptığı sistematik yatırımla kalkınmasını gerçekleştirmiştir. Bu örnekler, çağdaş gelişmenin sorgulayan ve üreten bireyler üzerinden yükseldiğini gösterir.

Türkiye’de eğitimin dinsel referanslarla yoğunlaştırılması, eleştirel alanların daraltılması ve kamusal pedagojinin normatif-dinsel sadakat eksenine kaydırılması; yalnızca kültürel bir tercih değildir. Bu yönelim, sınıfsal eşitsizliklerin yeniden üretimini kolaylaştıran yapısal bir tercihtir. Hak öznesi öğrenci yerini, belirli bir değerler sistemine uyum derecesi üzerinden tanımlanan itaat öznesine bırakmaktadır. Eğitim böylece ekonomik ve siyasal tahakkümün sürekliliğini sağlayan merkezi bir aygıta dönüşmektedir.
 

Sonuç. Mücadele Hattı

Radikal mezhepçi örgütler ile kurumsallaşmış siyasal İslam arasında yöntem farkı vardır; ancak her ikisi de kapitalist kriz koşullarında ortaya çıkan tahakküm biçimleridir. Biri silahlı zorla, diğeri devlet aygıtı ve ideolojik hegemonya aracılığıyla işler. Ortak noktaları, sınıf mücadelesini bastırmaları ve emekçi halkların kolektif çıkarlarını kimlik siyaseti içinde eritmeleridir.

Bu nedenle laik, kamucu ve eşitlikçi program soyut bir çağrı değil; üretim ilişkilerinin dönüştürülmesine dayanan maddi bir yeniden kuruluş perspektifidir. Stratejik sektörlerin kamusal mülkiyet temelinde yeniden örgütlenmesi, rant mekanizmalarının tasfiyesi ve planlı ekonomi ilkelerinin demokratik katılım yoluyla işletilmesi; sermaye yoğunlaşmasını kırmanın önkoşuludur. Güvenceli istihdam, sendikal özgürlüklerin genişletilmesi ve grev hakkının önündeki engellerin kaldırılması temel taleplerdir.

Devlet aygıtının dinsel referanslı norm üretiminden bütünüyle ayrılması; eğitim, yargı ve kamu yönetiminin mutlak tarafsızlık temelinde yeniden yapılandırılması zorunludur. Kamusal eğitimin bilimsel ve eleştirel içerikle düzenlenmesi ve dini ağların kamusal kaynaklar üzerindeki ayrıcalıklarının tasfiyesi eşit yurttaşlık zemininin yeniden inşasının somut adımlarıdır.

Emperyalist bağımlılık ilişkileriyle hesaplaşılmadan kamucu bir kalkınma sürdürülemez. Finansallaşma ve dış borçlanma üzerinden kurulan yapısal bağımlılık zincirinin kırılması; emek lehine bölgesel dayanışma stratejilerinin geliştirilmesi gerekir.

Gerçek alternatif mezhepsel saflaşma değil; üretim araçları üzerindeki denetimin demokratikleştirilmesi ve siyasal iktidarın emekçi sınıflar lehine yeniden kurulmasıdır. Laiklik, kamuculuk ve sınıf dayanışması birbirinden kopuk başlıklar değil; bütünlüklü bir toplumsal dönüşüm stratejisinin sacayaklarıdır. Tarihsel çıkış hattı kimlik kutuplaşmasında değil; örgütlü sınıf mücadelesindedir.

 

Yarın, geniş bir yazar kadrosu ile günceli değerlendirme, siyasi gelişmeleri takip etme, öngörme, anlama ve fikri bir yön çizme hedefindedir. Ancak yayınlanan yazılardaki görüşler, Yarın Yayın Kurulu’nun politik değerlendirmeleriyle tümüyle aynı çizgide olmayabilir. Farklı değerlendirmelere sahip olsalar da mücadeleye katkı sunacağını düşündüğümüz tüm yazılara yayın ilkelerimiz çerçevesinde yer vereceğiz.

İlgili Yazılar

Post

Sistem, Mezhep ve Sınıf

Post

İlke ile Refleks Arasında

Post

EMPERYALİST SAVAŞ VE TAHAKKÜM DÜZENİ

Post

Gerçeklikten Kaçışın Politik Anlamı

Post

Emperyalist Kriz ve Sınıf Mücadelesi. NATO, Ortadoğu ve Türkiye

Post

Maskenin Ardından Bakmak

Post

İstisna Rejimi

Post

EĞİTİM DEĞİL EMEK

Post

Kürt Meselesi ve Devletçi Paradigma

Post

Sömürü Ağları ve Sınırların Ötesindeki Emek

Post

Kapitalizmin Derin Krizi ve İsviçre’de Emekçi Direnişinin Yükselişi

Post

Panik ve Umut

Post

Yaşlı Adamların Dünyası ve Doğan Tarihsel Özneler

Post

Karanlık Kentler

Post

Cumhuriyetin Çöküşü

Post

Büyük Hırsızların Cumhuriyeti

Post

Kürt Meselesi ve Devrim

Post

Gazze Emperyalizm, Soykırım ve Direniş

Post

Kapitalizmin Yolu Savaşlara Çıkıyor

Post

Basın Özgürlüğünü Savunalım

Post

Savaşların Karşısındaki Gençlik

Post

Gezi’nin Gücü, İktidarın Korkusu

Post

Avrupa’da Faşizm Hayaleti mi Dolaşıyor?

Post

İktidarın Krizi, Milliyetçilerin Saldırıları

Post

Yoksulluğun Karşısında Somut Politik Program

Post

İddiasını Yitirmiş Sosyalist Hareket

Post

Ortadoğu'nun Felaketi, İsrail

Post

Faşist Hareketi Besleyen Politikalar

Post

Bir AKP Politikası: Sorunu Çözme, Ortadan Kaldır

Post

Gemisini Kurtaran Kaptan Olamayız

Post

Devrimin Güncelliği

Post

Karanlıktan Çıkışın Yolu

Post

Yönetememe Krizinin Sonucu: Anayasa Tartışması

Post

Bölgesel Savaşlar Denklemi

Post

Yönetememe Krizi Derinleşiyor

Post

Sağlık Kamusal Bir Haktır

Post

Halkların Mücadelesi

Post

Bir Çöküş Hikayesi

Post

Tarihsel Çelişki

Post

Zor Zamanlar Devrimci Eylemi Gerektirir

Post

Suriye’deki Senaryolar

Post

İdeolojik Manipülasyonlarla Mücadelenin Yolu

Post

Gezi Güncelliğini Koruyor

Post

Yargı Bağımsızlığı Ayaklar Altında

Post

Gözde Sermayedarlar Devri

Post

“Güler Yüzlü Kapitalizm” Maskesi

Post

Farklı Mücadeleleri Kesiştirmek İçin

Post

Otoriterleşen Rejimlere Bakış

Post

Sosyalist Bir Alternatif İçin

Post

Gençlik Bu Düzene Direniyor

Post

Trump’ın Küresel Göçmen Politikalarıyla Faşizme Giden Yolu

Post

1968’den Bugüne Mücadelenin Sürekliliği

Post

Türkiye: Kriz, Direniş ve Gelecek

Post

Kapitalizmin Dijital Ağlarında Bir Heyula Dolaşıyor

Post

Ortadoğu’daki Çatışmaların Jeopolitik Sonuçları

Post

Kapitalizmin Çöküşüne Karşı Radikal Bir Yol Arayışı

Post

Filistin Direniyor, Dünya Suça Ortak Oluyor

Post

Krizin Derinliğinde Yaşayanlar, Direnişin Ucunda Yürüyenler

Post

Trump’ın Avrupa’sı: Faşizm, Savaş ve Yeni Düzen

Post

Gelişen Direnişlerin Dönüştürücü Potansiyeli

Post

Yıkılmayan Kentler İçin Rant Düzenini Yıkmalıyız

Post

Kilitlenme

Post

Yeni Egemenlik Rejimi

Post

Yaşamak İçin Direnmek Zorundayız

Post

Ortadoğu’da Yeni Oyun, Eski Hesaplar

Post

Zihinleri Teslim Alamazsınız

Post

Ortadoğu’da Dönüşüm ve Yeni Paradigmalar

Post

Avrupa’da Militarist Restorasyon ve Sınıf Savaşı

Post

Kriz Rejimi ve Direnişin Toplumsal Zemini

Post

CHP’ye Operasyonlar, Rejimin Krizi ve Emek Cephesi İhtiyacı

Post

Direnişi Susturamazsınız Gazze, Halkların Ortak İsyanıdır

Post

Kürt Sorunu Silahlı Mücadeleden Siyasal Yeniden Kuruluşa

Post

Ortadoğu’da Emperyalist Kaosun Anatomisi

Post

Devrimci Örgütlenme ve Kurucu Strateji

Post

Geçmişten Geleceğe Kürt Mücadelesi Tarihi

Post

Yeni Müesses Nizamın Krizi, Direnişin Praksisi

Post

Doğa Yanıyor, Rejim Susuyor

Post

Tarihsel Kırılma ve Devrimci Yeniden İnşa

Post

Bu Düzen Çöküyor, Devrimciler Ne Yapmalı? Nasıl Yapmalı?

Post

Yeni Paylaşım Savaşı ve Halkların Direniş Hattı

Post

Sistem Çöküyor Kopuşun Zamanı Şimdi

Post

Mütevazı Bir Teklif 5.0

Post

Kapitalist Çürüme ve Devrimci Program İhtiyacı

Post

Eğitimde Gericileşme ve Patriyarkanın Yeni Formları

Post

Kayyum Siyaseti ve Solun Sessizliği

Post

Faşizm ve Emperyalist Krizin Küresel Boyutu

Post

Çürüyen Düzenin Ortak Kaderi

Post

Meşruiyeti Çöken Düzen, Yükselen Devrim İhtimali

Post

Kapitalizmin Gıda Krizi

Post

Yıkıma Karşı Birlikte Mücadele

Post

Krizi Ancak Mücadele Aşabilir

Post

Kapitalizmin Krizleri

Post

Kapitalizmin İçinden Bir Olgu: Faşizm

Post

İnsanlığın Seçimi

Post

Yeni Bir Yüzyıl

Post

Emperyalizmin Savaştan Başka Planı Yok

Post

Tespit ve Çözüm

Post

Emperyalizmin Göçmen Planı

Post

Koşullar Mükemmel, Ya Biz?

Post

İnsanlığın Ortak Mirası

Post

Eğitimde Uçurumun Kıyısında

Post

Karanlığı Biz Durdurabiliriz

Post

Ülkenin Sorunlarıyla Uğraşmak Zorundayız

Post

Tek Yumruk Olalım

Post

Fransa'da Maske Düştü

Post

Bay Başkan

Post

Gereğini Yapacağız

Post

Siyasi İktidarın Enkazı

Post

Kavşaktayız

Post

Amok Koşucusu Nereye Koşuyor?

Post

Fişi Çekmeye Hazır mıyız?

Post

Masalın Sonunu Getireceğiz

Post

İtalya’da Sandıktan Ne Çıktı?

Post

‘Kral Çıplak’ Diyelim Kralı Gönderelim

Post

Bu Kış Avrupa’da Bir Hayalet Dolaşır mı?

Post

Kapitalizm İçin İşler Yolunda Gitmiyor