Post

Parçalı İsyanlar ve Krizin Yönetimi

Parçalı İsyanlar ve Krizin Yönetimi

Krizin Derinleşmesi ve Siyasal Alanın Yeniden Kuruluşu

Türkiye’de son yıllarda yaşanan ekonomik ve siyasal tablo, artık klasik kriz anlatılarıyla açıklanamayacak bir yoğunluğa ulaşmıştır. Enflasyonun kalıcı hale gelmesi, yaşam maliyetlerinin sürekli artması, barınmanın büyük kentlerde sınıfsal bir dışlama mekanizmasına dönüşmesi ve genç kuşaklarda geleceksizlik hissinin derinleşmesi, kapitalist birikim rejiminin yalnızca ekonomik değil, toplumsal yeniden üretim açısından da yapısal bir tıkanma içinde olduğunu göstermektedir. Emekçi halkın satın alma gücü aşınırken gelir dağılımındaki eşitsizlik görünür biçimde artmakta, çalışma yaşamı ise güvencesizlik, borçluluk ve belirsizlik üzerinden yeniden şekillenmektedir. Bu nedenle kriz artık dönemsel bir ekonomik daralma değil, toplumsal yaşamın bütün alanlarını etkileyen yapısal bir yeniden düzenlenme sürecidir.

 

Bu ekonomik zemin, siyasal alanın da sürekli yeniden kurulduğu bir döneme denk düşmektedir. Türkiye’de siyaset giderek temsil ve rekabet alanı olmaktan çıkmakta; müdahale, yeniden düzenleme ve kontrol teknikleri üzerinden işleyen bir güç ilişkisine dönüşmektedir. Kayyum ve mutlak butlan uygulamaları, yerel yönetimlerin yargı ve idari mekanizmalarla baskı altına alınması, seçim süreçlerinin sürekli hukuki tartışmalarla çevrelenmesi ve iktidarın muhalefeti yeniden tanımlayan stratejileri, siyasal alanın sabit kurallar üzerinden değil, sürekli yeniden üretilen bir zemin üzerinde işlediğini göstermektedir.

Bu nedenle mesele yalnızca otoriterleşme kavramıyla açıklanamaz. Türkiye’de ortaya çıkan tablo, muhalefetin de aktif biçimde yeniden dizayn edildiği bir rejim formuna işaret etmektedir. Muhalefet yalnızca bastırılan bir alan değil; sınırları çizilen, hareket kapasitesi belirlenen ve gerektiğinde yeniden şekillendirilen bir siyasal alan haline gelmiştir.

Bu tabloyu anlamak için kriz kavramı tek başına yeterli değildir. Marx’ın analizinde kriz, kapitalizmin istisnai bir sapması değil, içsel çelişkilerinin yoğunlaşmış biçimidir. Sermayenin merkezileşmesi, kâr oranları üzerindeki baskılar, emek-sermaye çelişkisinin derinleşmesi ve eşitsizliklerin büyümesi bu sürecin yapısal sonuçlarıdır. Ancak kriz ile siyasal dönüşüm arasında otomatik bir bağ yoktur. Kriz yalnızca tarihsel olasılık alanı açar; yönünü siyasal mücadele belirler.

Bugün Türkiye’de temel kopukluk tam da burada ortaya çıkmaktadır. Kriz derinleşmekte, hoşnutsuzluk büyümekte, yaşam koşulları ağırlaşmaktadır. Buna rağmen bu enerji birleşik bir siyasal hatta dönüşmemektedir. Tepkiler çoğalmakta, fakat ortak bir yön kazanmamaktadır. Toplumsal enerji açığa çıkmakta ancak kalıcı bir siyasal özneye dönüşememektedir.

Neoliberal Dönüşüm, Gençlik ve Hegemonyanın Yeniden Üretimi

Bu durum yalnızca güncel baskı mekanizmalarıyla açıklanamaz. Son kırk yıllık neoliberal dönüşüm, üretim ilişkileriyle birlikte toplumsal öznellikleri de yeniden şekillendirmiştir. Büyük sanayi havzalarının çözülmesi, sendikal örgütlülüğün zayıflaması, esnek ve güvencesiz çalışmanın yaygınlaşması, emekçi sınıfların ortak deneyim alanlarını parçalamıştır.

Bugün emekçi sınıf yalnızca klasik sanayi işçilerinden oluşmamaktadır. Platform çalışanları, kuryeler, çağrı merkezi emekçileri, taşeron işçiler ve güvencesiz beyaz yakalılar bu yapının parçalarıdır. Ancak bu genişleyen sınıfsal yapı ortak bir siyasal görünürlük üretememektedir.

Bu parçalanmanın en belirgin sonucu genç kuşaklarda görülmektedir. Üniversite diploması artık toplumsal yükseliş garantisi değildir; diplomalı işsizlik artmış, barınma krizi kalıcı hale gelmiş, gelecek beklentileri zayıflamıştır. Buna rağmen bu güvencesizlik deneyimi kendiliğinden sınıfsal bir bilinç üretmemektedir.

Lenin’in devrimci durum yaklaşımı bu noktada açıklayıcıdır. Devrimci durum yalnızca ekonomik çöküşle ortaya çıkmaz; egemenlerin eski biçimde yönetememesi ve yönetilenlerin eski biçimde yönetilmek istememesi gerekir. Türkiye’de bu iki moment henüz birleşmiş değildir.

Gramsci’nin hegemonya kavramı burada belirleyicidir. Devlet yalnızca zorla değil, rıza üretimiyle de işler. Milliyetçilik, güvenlik söylemleri, muhafazakâr değerler ve istikrar fikri bu rızanın temel unsurlarıdır. Bu nedenle kriz doğrudan siyasal kopuş üretmez; hegemonik yapı içinde yeniden anlamlandırılır ve yönetilir.

Özellikle genç kuşaklarda yükselen seküler milliyetçi yönelimler de bu sürecin ürünüdür. Ekonomik güvencesizlik, sınıfsal bir karşı çıkış yerine çoğu zaman kimlik temelli yönelimlere kanalize olmaktadır.

Dijital Hegemonya ve Muhalefetin Parçalanması

Siyasal alanın yeniden kurulması dijital çağda yeni bir boyut kazanmıştır. Mücadele artık yalnızca fiziksel değil, algoritmalar tarafından şekillendirilen dijital platformlarda da yürütülmektedir. Ancak bu alan kolektif örgütlenmeden çok anlık tepkileri üretmektedir.

Sürekli enformasyon akışı, siyasal bilincin derinleşmesini değil parçalanmasını üretmektedir. Bu nedenle mücadeleler çoğu zaman yerel, sektörel ve geçici kalmaktadır. Madenci yürüyüşleri, kadın hareketi, ekoloji mücadeleleri ve gençlik eylemleri güçlü enerji üretse de kalıcı bir siyasal bütünlüğe dönüşememektedir.

Bu yönelimlerin kalıcı hale gelmesinde siyasal alanın yeniden yapılandırılması belirleyicidir. Kayyum uygulamaları, yargının siyasal süreçlere müdahalesi, medya alanının kontrolü ve idari baskılar siyasal rekabetin kurallarını sürekli değişken hale getirmektedir.

Devlet burada yalnızca baskı aygıtı değil, aynı zamanda siyasal alanı yeniden kuran ve meşru muhalefetin sınırlarını belirleyen bir özne olarak hareket etmektedir. Bu nedenle kriz bastırılan değil, yönetilen bir olguya dönüşmektedir.

Karşı-Hegemonya ve Siyasal Özne Sorunu

Tam da bu noktada siyasal özne sorunu belirleyicidir. Sorun yalnızca hoşnutsuzluğun büyüklüğü değil, bu hoşnutsuzluğu ortak bir tarihsel yönelime dönüştürecek siyasal kapasitenin zayıflığıdır.

Sosyalist hareket, neoliberal dönüşümün yarattığı yeni emek biçimleriyle kalıcı bağlar kurmakta zorlanmakta; güvencesiz gençlik ve parçalı işgücü ile güçlü bir örgütsel ilişki geliştirememektedir. Aynı zamanda genç kuşakların yaşadığı yabancılaşmanın sağ popülist ve milliyetçi kanallara akışını engelleyecek güçlü bir karşı hat da oluşmamıştır.

Mahir Çayan’ın devrimci müdahale anlayışı burada belirleyicidir. Siyaset yalnızca çelişkileri tespit etmek değil, onları bir hatta yoğunlaştırma pratiğidir. Özne, önceden var olan değil, bu müdahale sürecinde kurulan tarihsel bir ilişkidir.

Gramsci’nin karşı-hegemonya kavramı da bu çerçevede yeniden anlam kazanır. Karşı-hegemonya yalnızca eleştiri değil, alternatif bir tarihsel blok kurma kapasitesidir.

Sonuç

Türkiye’de yaşanan kriz, kapitalizmin yapısal çelişkilerinin yoğunlaşmış bir ifadesidir. Ancak bu yoğunlaşma kendiliğinden siyasal dönüşüm üretmemektedir. Çünkü belirleyici olan yalnızca krizin derinliği değil, onun nasıl yönetildiği ve toplumsal enerjinin nasıl yönlendirildiğidir. Türkiye’nin geleceğini belirleyecek olan şey krizin kendisi değil, parçalı toplumsal mücadelelerin ortak bir siyasal hatta dönüşüp dönüşemeyeceğidir.

Bu dönüşüm, emekçi sınıfların parçalı mücadelelerini tek bir programatik hatta birleştiren, bu hat üzerinden örgütlü bir karşı-hegemonya inşa eden ve yeni bir siyasal özneyi kuran devrimci bir politik programın hayata geçirilmesiyle mümkündür.

 

Yarın, geniş bir yazar kadrosu ile günceli değerlendirme, siyasi gelişmeleri takip etme, öngörme, anlama ve fikri bir yön çizme hedefindedir. Ancak yayınlanan yazılardaki görüşler, Yarın Yayın Kurulu’nun politik değerlendirmeleriyle tümüyle aynı çizgide olmayabilir. Farklı değerlendirmelere sahip olsalar da mücadeleye katkı sunacağını düşündüğümüz tüm yazılara yayın ilkelerimiz çerçevesinde yer vereceğiz.

İlgili Yazılar

Post

Parçalı İsyanlar ve Krizin Yönetimi

Post

Kriz ve Direniş

Post

Faşizmin Yeniden Biçimlenmesi. Kriz Devleti, Hegemonya ve Türkiye

Post

Hafızanın Keskinliği, Çelişkinin İzleri. Yalçın Küçük Üzerine

Post

NATO ve 21. Yüzyılın Hegemonik Oyunları

Post

Genişleyen Sınıf Kendi Adıyla Konuşuyor

Post

Dünyayı Biz Kuracağız. Gençliğin Sınıfsal, Politik ve Örgütsel Görevi

Post

Türkiye’de Yoksulluk. Ekonomik Bir Hata mı, Bilinçli Bir Emek Rejimi mi?

Post

Küresel Kriz, Emperyalist Rekabet ve Savaşın Ufku

Post

İktidarın Çürümesi ve Gürültünün Siyaseti

Post

Sistem, Mezhep ve Sınıf

Post

Kapitalist Kriz ve Halkların Direnişi

Post

İlke ile Refleks Arasında

Post

EMPERYALİST SAVAŞ VE TAHAKKÜM DÜZENİ

Post

Gerçeklikten Kaçışın Politik Anlamı

Post

Emperyalist Kriz ve Sınıf Mücadelesi. NATO, Ortadoğu ve Türkiye

Post

Maskenin Ardından Bakmak

Post

İstisna Rejimi

Post

EĞİTİM DEĞİL EMEK

Post

Kürt Meselesi ve Devletçi Paradigma

Post

Basın Özgürlüğünü Savunalım

Post

Kapitalizmin Derin Krizi ve İsviçre’de Emekçi Direnişinin Yükselişi

Post

Panik ve Umut

Post

Sömürü Ağları ve Sınırların Ötesindeki Emek

Post

Yaşlı Adamların Dünyası ve Doğan Tarihsel Özneler

Post

Karanlık Kentler

Post

Büyük Hırsızların Cumhuriyeti

Post

Kürt Meselesi ve Devrim

Post

Halkların Mücadelesi

Post

Sağlık Kamusal Bir Haktır

Post

Yönetememe Krizi Derinleşiyor

Post

Bölgesel Savaşlar Denklemi

Post

Yönetememe Krizinin Sonucu: Anayasa Tartışması

Post

Devrimin Güncelliği

Post

Gemisini Kurtaran Kaptan Olamayız

Post

Bir AKP Politikası: Sorunu Çözme, Ortadan Kaldır

Post

Ortadoğu'nun Felaketi, İsrail

Post

İddiasını Yitirmiş Sosyalist Hareket

Post

Yoksulluğun Karşısında Somut Politik Program

Post

İktidarın Krizi, Milliyetçilerin Saldırıları

Post

Avrupa’da Faşizm Hayaleti mi Dolaşıyor?

Post

Gezi’nin Gücü, İktidarın Korkusu

Post

Savaşların Karşısındaki Gençlik

Post

Faşist Hareketi Besleyen Politikalar

Post

Karanlıktan Çıkışın Yolu

Post

Kapitalizmin Yolu Savaşlara Çıkıyor

Post

Gazze Emperyalizm, Soykırım ve Direniş

Post

Meşruiyeti Çöken Düzen, Yükselen Devrim İhtimali

Post

Çürüyen Düzenin Ortak Kaderi

Post

Faşizm ve Emperyalist Krizin Küresel Boyutu

Post

Kayyum Siyaseti ve Solun Sessizliği

Post

Eğitimde Gericileşme ve Patriyarkanın Yeni Formları

Post

Kapitalist Çürüme ve Devrimci Program İhtiyacı

Post

Cumhuriyetin Çöküşü

Post

Mütevazı Bir Teklif 5.0

Post

Sistem Çöküyor Kopuşun Zamanı Şimdi

Post

Yeni Paylaşım Savaşı ve Halkların Direniş Hattı

Post

Bu Düzen Çöküyor, Devrimciler Ne Yapmalı? Nasıl Yapmalı?

Post

Tarihsel Kırılma ve Devrimci Yeniden İnşa

Post

Doğa Yanıyor, Rejim Susuyor

Post

Yeni Müesses Nizamın Krizi, Direnişin Praksisi

Post

Geçmişten Geleceğe Kürt Mücadelesi Tarihi

Post

Devrimci Örgütlenme ve Kurucu Strateji

Post

Ortadoğu’da Emperyalist Kaosun Anatomisi

Post

Kürt Sorunu Silahlı Mücadeleden Siyasal Yeniden Kuruluşa

Post

Direnişi Susturamazsınız Gazze, Halkların Ortak İsyanıdır

Post

CHP’ye Operasyonlar, Rejimin Krizi ve Emek Cephesi İhtiyacı

Post

Kriz Rejimi ve Direnişin Toplumsal Zemini

Post

Avrupa’da Militarist Restorasyon ve Sınıf Savaşı

Post

Ortadoğu’da Dönüşüm ve Yeni Paradigmalar

Post

Zihinleri Teslim Alamazsınız

Post

Ortadoğu’da Yeni Oyun, Eski Hesaplar

Post

Yaşamak İçin Direnmek Zorundayız

Post

Yeni Egemenlik Rejimi

Post

Kilitlenme

Post

Yıkılmayan Kentler İçin Rant Düzenini Yıkmalıyız

Post

Gelişen Direnişlerin Dönüştürücü Potansiyeli

Post

Trump’ın Avrupa’sı: Faşizm, Savaş ve Yeni Düzen

Post

Krizin Derinliğinde Yaşayanlar, Direnişin Ucunda Yürüyenler

Post

Filistin Direniyor, Dünya Suça Ortak Oluyor

Post

Kapitalizmin Çöküşüne Karşı Radikal Bir Yol Arayışı

Post

Ortadoğu’daki Çatışmaların Jeopolitik Sonuçları

Post

Kapitalizmin Dijital Ağlarında Bir Heyula Dolaşıyor

Post

Türkiye: Kriz, Direniş ve Gelecek

Post

1968’den Bugüne Mücadelenin Sürekliliği

Post

Trump’ın Küresel Göçmen Politikalarıyla Faşizme Giden Yolu

Post

Gençlik Bu Düzene Direniyor

Post

Sosyalist Bir Alternatif İçin

Post

Otoriterleşen Rejimlere Bakış

Post

Farklı Mücadeleleri Kesiştirmek İçin

Post

“Güler Yüzlü Kapitalizm” Maskesi

Post

Gözde Sermayedarlar Devri

Post

Yargı Bağımsızlığı Ayaklar Altında

Post

Gezi Güncelliğini Koruyor

Post

İdeolojik Manipülasyonlarla Mücadelenin Yolu

Post

Suriye’deki Senaryolar

Post

Zor Zamanlar Devrimci Eylemi Gerektirir

Post

Tarihsel Çelişki

Post

Bir Çöküş Hikayesi

Post

Kapitalizmin Gıda Krizi

Post

Yıkıma Karşı Birlikte Mücadele

Post

Krizi Ancak Mücadele Aşabilir

Post

Kapitalizmin Krizleri

Post

Kapitalizmin İçinden Bir Olgu: Faşizm

Post

İnsanlığın Seçimi

Post

Yeni Bir Yüzyıl

Post

Emperyalizmin Savaştan Başka Planı Yok

Post

Tespit ve Çözüm

Post

Emperyalizmin Göçmen Planı

Post

Koşullar Mükemmel, Ya Biz?

Post

İnsanlığın Ortak Mirası

Post

Eğitimde Uçurumun Kıyısında

Post

Karanlığı Biz Durdurabiliriz

Post

Ülkenin Sorunlarıyla Uğraşmak Zorundayız

Post

Tek Yumruk Olalım

Post

Fransa'da Maske Düştü

Post

Bay Başkan

Post

Gereğini Yapacağız

Post

Siyasi İktidarın Enkazı

Post

Kavşaktayız

Post

Amok Koşucusu Nereye Koşuyor?

Post

Fişi Çekmeye Hazır mıyız?

Post

Masalın Sonunu Getireceğiz

Post

İtalya’da Sandıktan Ne Çıktı?

Post

‘Kral Çıplak’ Diyelim Kralı Gönderelim

Post

Bu Kış Avrupa’da Bir Hayalet Dolaşır mı?

Post

Kapitalizm İçin İşler Yolunda Gitmiyor