Post

Madencilerin Direnişi ve Düzenin Gerçeği

Madencilerin Direnişi ve Düzenin Gerçeği

“Egemen düşünceler, her çağda egemen sınıfın düşünceleridir.”

Karl Marx

Doruk Madencilik işçilerinin günlerdir sürdürdüğü hak mücadelesi ilk bakışta bir ücret ve tazminat sorunu gibi görünebilir. Oysa yaşananlar bundan çok daha fazlasını ifade ediyor. Bu direniş, Türkiye'de yıllardır kurumsallaşan sermaye egemenliğinin, emek karşıtı siyasal düzenin ve işçi sınıfına dayatılan sistematik sömürünün güncel bir görünümüdür.

Madencilerin Ankara yollarına düşmesi, yüzlerce kilometre yürümek zorunda kalması, açlık grevine başvurması ve ancak kamuoyu baskısının büyümesiyle alacaklarının bir bölümünün ödenmeye başlanması, tek başına bir şirketin keyfiliğiyle açıklanamaz. Karşımızda duran şey birkaç patronun ahlaki tercihlerinden ibaret değil; sermayenin çıkarlarını koruyan ekonomik ve siyasal düzenin işleyişidir.

Kapitalist toplumlarda hukuk, devlet ve ekonomi birbirinden bağımsız alanlar olarak sunulur. Devletin herkese eşit mesafede durduğu, hukukun tarafsız işlediği ve piyasanın kendi kuralları içinde hareket ettiği söylenir. Ancak emekçilerin gündelik deneyimi bu söylemin gerçeği yansıtmadığını göstermektedir.

Bir işçi ücretini alamadığında yıllarca mahkeme koridorlarında bekleyebilir. Bir emekçi tazminatını almak için karmaşık bürokratik süreçlerle karşı karşıya kalabilir. Bir sendika hak aradığında polis barikatlarıyla yüzleşebilir. Buna karşılık büyük sermaye gruplarının çıkarları söz konusu olduğunda devlet kurumlarının çok daha hızlı ve etkili biçimde devreye girebildiği görülmektedir. Devletin sınıfsal karakterinden söz etmemizin nedeni de budur.

Türkiye'de son yirmi yılda bu eğilim daha görünür ve daha sert bir biçim kazanmıştır. Siyasal iktidar yalnızca bir hükümet olmanın ötesine geçmiş; sermaye birikiminin önündeki toplumsal engelleri azaltmayı temel önceliklerinden biri haline getirmiştir. Çalışma yaşamının esnekleştirilmesi, taşeronlaşmanın yaygınlaşması, sendikal hakların fiilen sınırlandırılması, özelleştirmeler, kamu varlıklarının sermayeye devredilmesi ve doğal kaynakların şirketlerin kullanımına açılması bu sürecin başlıca unsurlarıdır.

Bugün milyonlarca insanın yaşadığı ekonomik yıkımın nedeni yalnızca yüksek enflasyon değildir. Asıl sorun, toplumsal olarak üretilen zenginliğin giderek daha dar bir kesimin elinde yoğunlaşmasıdır. Emekçilerin yarattığı değer sistematik biçimde sermayeye aktarılmakta, üretim insan ihtiyaçlarına göre değil kâr mantığına göre örgütlenmektedir. Derinleşen eşitsizliklerin temelinde bu gerçek yatmaktadır.

Madencilerin yaşadığı mağduriyet de bu çerçevede değerlendirilmelidir.

Yeraltında çalışan işçiler toplumun en ağır ve en tehlikeli işlerinden birini yerine getiriyor. Her vardiyada ölüm riskiyle karşı karşıya kalıyorlar. Soludukları hava, maruz kaldıkları çalışma koşulları ve iş cinayetlerinin yarattığı tehdit düşünüldüğünde, çıkarılan her ton kömürün ve her ton cevherin içinde emekçilerin sağlığından ve yaşamından koparılmış yıllar bulunmaktadır.

Buna rağmen işçiler çoğu zaman hak ettikleri ücretleri dahi zamanında alamamaktadır.

Bu durum bir istisna değil, sistemin işleyiş mantığının sonucudur.

Kapitalizmde işçi öncelikle bir insan olarak değil, üretim sürecinin maliyet unsuru olarak değerlendirilir. Patron açısından ücret azaltılması gereken bir gider, iş güvenliği harcamaları kısıtlanabilecek bir masraf, sendikal örgütlenme ise kâr oranlarını tehdit eden bir unsur olarak görülür. Bu nedenle madencilerin yaşadığı sorun yalnızca bir işletmenin ödeme yapmaması değil, kapitalist üretim ilişkilerinin yarattığı yapısal bir sorundur.

Bu açıdan işçilerin hesaplarına yatmaya başlayan paralar yalnızca mali bir işlem değildir. O paralar örgütlü mücadelenin sonucudur. İşçiler sessiz kalsaydı, yürüyüşe çıkmasaydı ve kamuoyunun dikkatini çekmeyi başaramasaydı bugün yapılan ödemelerin gerçekleşeceğini kimse garanti edemezdi.

Tarih boyunca işçi sınıfı hiçbir hakkını kendisine lütfedildiği için kazanmadı. Sekiz saatlik iş günü, sendikal haklar, sosyal güvenlik sistemleri, kıdem tazminatı ve bugün sıradan kabul edilen pek çok demokratik ve sosyal hak uzun mücadelelerin, grevlerin, direnişlerin ve ağır bedellerin sonucunda elde edildi.

Bu nedenle madencilerin mücadelesi yalnızca kendi alacakları için verilmiş bir mücadele değildir. Bu direniş bütün işçi sınıfına temel bir gerçeği yeniden hatırlatmaktadır: Emekçiler ancak örgütlü olduklarında güçlüdür.

Sermaye sınıfı da bu gerçeği çok iyi bilmektedir. İşçilerin bir araya gelmesinden duyulan rahatsızlığın, sendikaları etkisizleştirme girişimlerinin, grev yasaklarının ve toplumsal muhalefeti parçalama çabalarının temelinde bu gerçek yatmaktadır. Çünkü sermayenin gücü yalnızca sahip olduğu servetten değil, emekçilerin parçalanmışlığından da beslenmektedir.

Bugün yaşadığımız kriz yalnızca ekonomik değildir. Aynı zamanda siyasal, toplumsal ve ekolojik boyutlar taşıyan tarihsel bir krizdir. Bir yanda milyonlarca insan temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanırken diğer yanda servet rekorları kırılmaktadır. Bir yanda işçiler geçim mücadelesi verirken diğer yanda kamu kaynakları belirli sermaye çevrelerine aktarılmaktadır. Gençler geleceksizlikle karşı karşıya bırakılırken doğa geri dönüşü zor tahribatlara uğratılmaktadır.

Maden sahalarında, ormanlarda, kıyılarda ve tarım alanlarında yaşanan yağma aynı mantığın ürünüdür. İnsan emeğini sömüren sistem doğayı da aynı şekilde sömürmektedir. Çünkü kapitalist üretim mantığında belirleyici olan insanın yaşamı ya da doğanın geleceği değil, sermaye birikiminin sürekliliğidir.

Bu nedenle emek mücadelesi ile ekoloji mücadelesi birbirinden ayrı düşünülemez. İşçilerin kurtuluşu ile doğanın korunması aynı tarihsel mücadelenin birbirini tamamlayan parçalarıdır.

Doruk Madencilik işçilerinin direnişi bu nedenle yalnızca güncel bir işçi eylemi değildir. Bu direniş, emeğin sermayeye karşı verdiği tarihsel mücadelenin günümüzdeki ifadelerinden biridir. Madenciler yalnızca alacaklarını talep etmiyor; aynı zamanda emeğin onurunu, örgütlü mücadelenin gücünü ve dayanışmanın dönüştürücü potansiyelini görünür kılıyorlar.

Bugün yapılması gereken, bu mücadeleyi uzaktan alkışlamakla yetinmek değil; fabrikalarda, madenlerde, depolarda, hastanelerde, okullarda ve yaşamın üretildiği her alanda emekçilerin ortak çıkarları temelinde birleşebileceği örgütlü bir toplumsal güç yaratmaktır.

Tarih göstermiştir ki hiçbir sömürü düzeni sonsuza kadar sürmez. Toplumu ayakta tutanlar onu değiştirme gücüne de sahiptir. Geleceği kuracak olanlar saraylarda yaşayanlar değil; yerin yüzlerce metre altında çalışanlar, fabrikalarda üretenler, tarlalarda emek verenler ve yaşamı her gün yeniden yaratan milyonlardır.


 

Yarın, geniş bir yazar kadrosu ile günceli değerlendirme, siyasi gelişmeleri takip etme, öngörme, anlama ve fikri bir yön çizme hedefindedir. Ancak yayınlanan yazılardaki görüşler, Yarın Yayın Kurulu’nun politik değerlendirmeleriyle tümüyle aynı çizgide olmayabilir. Farklı değerlendirmelere sahip olsalar da mücadeleye katkı sunacağını düşündüğümüz tüm yazılara yayın ilkelerimiz çerçevesinde yer vereceğiz.

İlgili Yazılar

Post

Madencilerin Direnişi ve Düzenin Gerçeği

Post

Parçalı İsyanlar ve Krizin Yönetimi

Post

Kriz ve Direniş

Post

Faşizmin Yeniden Biçimlenmesi. Kriz Devleti, Hegemonya ve Türkiye

Post

Hafızanın Keskinliği, Çelişkinin İzleri. Yalçın Küçük Üzerine

Post

NATO ve 21. Yüzyılın Hegemonik Oyunları

Post

Genişleyen Sınıf Kendi Adıyla Konuşuyor

Post

Dünyayı Biz Kuracağız. Gençliğin Sınıfsal, Politik ve Örgütsel Görevi

Post

Türkiye’de Yoksulluk. Ekonomik Bir Hata mı, Bilinçli Bir Emek Rejimi mi?

Post

Küresel Kriz, Emperyalist Rekabet ve Savaşın Ufku

Post

İktidarın Çürümesi ve Gürültünün Siyaseti

Post

Sistem, Mezhep ve Sınıf

Post

Kapitalist Kriz ve Halkların Direnişi

Post

İlke ile Refleks Arasında

Post

EMPERYALİST SAVAŞ VE TAHAKKÜM DÜZENİ

Post

Gerçeklikten Kaçışın Politik Anlamı

Post

Emperyalist Kriz ve Sınıf Mücadelesi. NATO, Ortadoğu ve Türkiye

Post

Maskenin Ardından Bakmak

Post

İstisna Rejimi

Post

EĞİTİM DEĞİL EMEK

Post

Kürt Meselesi ve Devletçi Paradigma

Post

Faşist Hareketi Besleyen Politikalar

Post

Kapitalizmin Yolu Savaşlara Çıkıyor

Post

Karanlıktan Çıkışın Yolu

Post

Basın Özgürlüğünü Savunalım

Post

Savaşların Karşısındaki Gençlik

Post

Gezi’nin Gücü, İktidarın Korkusu

Post

Avrupa’da Faşizm Hayaleti mi Dolaşıyor?

Post

İktidarın Krizi, Milliyetçilerin Saldırıları

Post

Yoksulluğun Karşısında Somut Politik Program

Post

İddiasını Yitirmiş Sosyalist Hareket

Post

Ortadoğu'nun Felaketi, İsrail

Post

Bir AKP Politikası: Sorunu Çözme, Ortadan Kaldır

Post

Gemisini Kurtaran Kaptan Olamayız

Post

Devrimin Güncelliği

Post

Yönetememe Krizinin Sonucu: Anayasa Tartışması

Post

Bölgesel Savaşlar Denklemi

Post

Yönetememe Krizi Derinleşiyor

Post

Sağlık Kamusal Bir Haktır

Post

Halkların Mücadelesi

Post

Bir Çöküş Hikayesi

Post

Tarihsel Çelişki

Post

Zor Zamanlar Devrimci Eylemi Gerektirir

Post

Suriye’deki Senaryolar

Post

İdeolojik Manipülasyonlarla Mücadelenin Yolu

Post

Gezi Güncelliğini Koruyor

Post

Yargı Bağımsızlığı Ayaklar Altında

Post

Gözde Sermayedarlar Devri

Post

“Güler Yüzlü Kapitalizm” Maskesi

Post

Farklı Mücadeleleri Kesiştirmek İçin

Post

Otoriterleşen Rejimlere Bakış

Post

Sosyalist Bir Alternatif İçin

Post

Gençlik Bu Düzene Direniyor

Post

Trump’ın Küresel Göçmen Politikalarıyla Faşizme Giden Yolu

Post

1968’den Bugüne Mücadelenin Sürekliliği

Post

Türkiye: Kriz, Direniş ve Gelecek

Post

Kapitalizmin Dijital Ağlarında Bir Heyula Dolaşıyor

Post

Ortadoğu’daki Çatışmaların Jeopolitik Sonuçları

Post

Kapitalizmin Çöküşüne Karşı Radikal Bir Yol Arayışı

Post

Filistin Direniyor, Dünya Suça Ortak Oluyor

Post

Krizin Derinliğinde Yaşayanlar, Direnişin Ucunda Yürüyenler

Post

Trump’ın Avrupa’sı: Faşizm, Savaş ve Yeni Düzen

Post

Gelişen Direnişlerin Dönüştürücü Potansiyeli

Post

Yıkılmayan Kentler İçin Rant Düzenini Yıkmalıyız

Post

Kilitlenme

Post

Yeni Egemenlik Rejimi

Post

Yaşamak İçin Direnmek Zorundayız

Post

Ortadoğu’da Yeni Oyun, Eski Hesaplar

Post

Zihinleri Teslim Alamazsınız

Post

Ortadoğu’da Dönüşüm ve Yeni Paradigmalar

Post

Avrupa’da Militarist Restorasyon ve Sınıf Savaşı

Post

Kriz Rejimi ve Direnişin Toplumsal Zemini

Post

CHP’ye Operasyonlar, Rejimin Krizi ve Emek Cephesi İhtiyacı

Post

Direnişi Susturamazsınız Gazze, Halkların Ortak İsyanıdır

Post

Kürt Sorunu Silahlı Mücadeleden Siyasal Yeniden Kuruluşa

Post

Ortadoğu’da Emperyalist Kaosun Anatomisi

Post

Devrimci Örgütlenme ve Kurucu Strateji

Post

Geçmişten Geleceğe Kürt Mücadelesi Tarihi

Post

Yeni Müesses Nizamın Krizi, Direnişin Praksisi

Post

Doğa Yanıyor, Rejim Susuyor

Post

Tarihsel Kırılma ve Devrimci Yeniden İnşa

Post

Bu Düzen Çöküyor, Devrimciler Ne Yapmalı? Nasıl Yapmalı?

Post

Yeni Paylaşım Savaşı ve Halkların Direniş Hattı

Post

Sistem Çöküyor Kopuşun Zamanı Şimdi

Post

Mütevazı Bir Teklif 5.0

Post

Cumhuriyetin Çöküşü

Post

Kapitalist Çürüme ve Devrimci Program İhtiyacı

Post

Eğitimde Gericileşme ve Patriyarkanın Yeni Formları

Post

Kayyum Siyaseti ve Solun Sessizliği

Post

Faşizm ve Emperyalist Krizin Küresel Boyutu

Post

Çürüyen Düzenin Ortak Kaderi

Post

Meşruiyeti Çöken Düzen, Yükselen Devrim İhtimali

Post

Gazze Emperyalizm, Soykırım ve Direniş

Post

Kürt Meselesi ve Devrim

Post

Büyük Hırsızların Cumhuriyeti

Post

Karanlık Kentler

Post

Yaşlı Adamların Dünyası ve Doğan Tarihsel Özneler

Post

Sömürü Ağları ve Sınırların Ötesindeki Emek

Post

Panik ve Umut

Post

Kapitalizmin Derin Krizi ve İsviçre’de Emekçi Direnişinin Yükselişi

Post

Kapitalizmin Gıda Krizi

Post

Yıkıma Karşı Birlikte Mücadele

Post

Krizi Ancak Mücadele Aşabilir

Post

Kapitalizmin Krizleri

Post

Kapitalizmin İçinden Bir Olgu: Faşizm

Post

İnsanlığın Seçimi

Post

Yeni Bir Yüzyıl

Post

Emperyalizmin Savaştan Başka Planı Yok

Post

Tespit ve Çözüm

Post

Emperyalizmin Göçmen Planı

Post

Koşullar Mükemmel, Ya Biz?

Post

İnsanlığın Ortak Mirası

Post

Eğitimde Uçurumun Kıyısında

Post

Karanlığı Biz Durdurabiliriz

Post

Ülkenin Sorunlarıyla Uğraşmak Zorundayız

Post

Tek Yumruk Olalım

Post

Fransa'da Maske Düştü

Post

Bay Başkan

Post

Gereğini Yapacağız

Post

Siyasi İktidarın Enkazı

Post

Kavşaktayız

Post

Amok Koşucusu Nereye Koşuyor?

Post

Fişi Çekmeye Hazır mıyız?

Post

Masalın Sonunu Getireceğiz

Post

İtalya’da Sandıktan Ne Çıktı?

Post

‘Kral Çıplak’ Diyelim Kralı Gönderelim

Post

Bu Kış Avrupa’da Bir Hayalet Dolaşır mı?

Post

Kapitalizm İçin İşler Yolunda Gitmiyor