Post

Tüm İnsanlığın Ücreti ve Kirası

Tüm İnsanlığın Ücreti ve Kirası

Fon soygunu daha çok sular kaldıracak belli ki, şimdiden ekonomiye maliyetinin 110 milyar dolara tekabül ettiğini Özgür Özel söyledi. Akabinde felsefi bir yaklaşımda bulundu ki, turnayı gözünden vurdu, "yanlış tuğlayla doğru duvar örülmez".

Olaylar engebeli yollarda seyrediyor. Her siyasi aktör verili koşullar içerisinde hareket ediyor. Pek çok sebepten eli kolu bağlı hareket eden AKP, ördüğü duvarın yamuk olduğunu gizleyemiyor.

Nasıl bir seçkinci sınıfa (Özgür Özel'in kavramı) yaslandığı ortaya çıkıyor. Ücretlerin erimesinin, kiraların yükselmesinin, enflasyonun hiç düşmemesinin sebebi takdir-i ilahi miymiş?

Takdiri ilahi değildir, Komünist Manifesto'dan itibaren Marx'ın anlattığı üzere; kapitalizm koşullarında sınıf mücadelelerinin üzerindeki dini ve felsefi örtü kalkar.

Ezilenler ve ezenler başat iki sınıfa bölünürler ve ara sınıflar gittikçe bu iki sınıftan birine yaklaşırlar. Marx bir kahin miydi? Aksine, o meselenin mistifikasyonundan, çeşitli temelsiz kehanetlerden kurtulmaya çalışıyordu.

Durumun kapitalizm koşullarında böyle olması, belli ki bizim o bilgiyi kendiliğinden edindiğimiz anlamına gelmiyor. Teorinin devreye girdiği nokta burası olsa gerek.

Bu yaklaşımı sürdürmeliyiz. Bunun çeşitli örnekleri gözler önünde. Zohran Mamdani ile başladı, Elif Eralp ile devam etti. Şimdi Fransa'da eğitim koşullarının yetersizliği ve üniversiteye kayıt şartlarının adaletsizliği üzerine başlayan eylemler, CGT öncülüğündeki sendikalarla ve Sarı Yelekliler hareketiyle buluştular. Eğitime ayrılan bütçe yetersiz, enflasyon karşısında ücretler eriyor, kiralar almış başını gitmiş ve kamu hizmetleri gün geçtikçe eriyor. Konu açık ve net. Konu kapitalizmin üretim ilişkileri ve onun yarattığı bölüşüm sorunu.

Yani konu ne kadar itiraf etmek istemesek de, para ve geçim. Şövalyeliğin çeşitli erdemleri, onurları değil. Konu bu kadar açık cereyan ediyorken, emekçi halkımız gün geçtikçe yoksullaşıyor ve borç batağına düşüyorken, yani hem maddi hem manevi olarak bataktayken; mistik yaklaşımlardan kurtulalım demek istiyorum. Özgür Özel dahi sınıf terminolojisine giriş yapmışken hem de.

Lafı artık sadede getirmemiz lazım. Emekçilerin ücretleri eriyor. Avrupa'da bile böyle, ve bizde tüm ücretler asgari ücret seviyesine doğru geriliyor. Emekli aylığı hakeza, artık açlık değil ölme sınırında. Demek ki başta 10 milyon asgari ücretli ve 17 milyon emekli olmak üzere; Türkiye işçi sınıfının, ilk olarak sınıf dayanışmasını gerçekleştireceği, ikinci olarak da sermaye sınıfını en zayıf noktasından yakalayabileceği alan, asgari ücret konusudur. Eğer parça parça gelişen mücadeleleri ortaklaştırmak istiyorsak, eğer "işçilerin birliği" bizim için bir söz değil program ise; buyurunuz konu önümüzdedir.

Buradan başlıyor olmak kaydıyla, bütün toplumsal sorunları deşiyor, bugüne kadar kullandığımız kavramları kazıyor olmalıyız.

Her şeyi "insanca" parantezine almak, mistifikasyonun hat safhasıdır. İnsanlık kapitalizmle birlikte iki temel sınıfa bölünmüştür. İnsanca, insan özüne yaraşır gibi kavramlar emekçi halkın yoksullaşmasının sebebinin üzerini örtmeye yarar. İnsanca yaşam, insanca ücret gibi ideolojik kavramlar, tüm Türkiye sağının programlarında kolayca yer ediniyorlar. Sebebi bu gizleme fonksiyonudur.

Bu kavramı deşmeliyiz. Lenin'in kullandığı olumlu anlamda "sınır çizgileri" çekmeliyiz. Siyasi iktidarın tüm temsilcilerine ve halktan yana siyaset yürüttüğünü iddia eden tüm siyasetlere sormalıyız; bu "insancalığın" ölçütleri nedir? Bir ücret nasıl insanca olur? Hangi iktisadi, hangi siyasi prensiplere göre belirlenmelidir? Bu sorulara verilen yanıtlar derhal siyasal koordinatları açığa çıkarır. Orta sınıf sosyalizmi ve proleter sosyalizmi burada tespit edilebilir.

Asgari ücret, emekli aylıkları, memur maaşları söz konusu olduğunda bu yaklaşımı takip ederek başlamalıyız. Yeni açıklanan bütçede faize ve savaş harcamalarına ayrılan kaynağın neredeyse %50 yükseldiğini tespit ediyoruz. Bunlar ve borçlanmalar, soframızdaki ekmeği ve geleceğimizi ipotek altına alacaklar. Enflasyonun katiyen düşmediği, ücretlerin yükselmediği, vergilerin emekçiler sırtına bindirildiği ama sosyal hakların gün geçtikçe tırpalandığı günlerde emekçi sınıfların siyasetini öne sürmekten başka yolumuz yok.

Milli gelirin yükseldiğinden habire övünenleri, MESEM'lilerin şartlarıyla yüz yüze getirmeliyiz. Güçlü Türkiye diye yanıt verenleri, imalat sanayinin gerileyişiyle yüzleştirmeliyiz. Fon vurguncuları bu iktisadi sistemin nihai sonucudur. Kâr etme ve bireysel zenginleşme hikayelerinin sonucu budur. Üretim yapmamak kaydıyla, zenginleşme yoluna giren kapitalizmler bu kaderle yüzleşecekler.

Alternatif bir dünyayı yaratmak için, emekçilerin alternatifini öne sürmeliyiz. Enflasyonla ve yoksullukla mücadele palavralarının karşısına, emekçilerin geçim ve çalışma koşullarını gerçekten sorun eden ve tereddüt etmeden çözümünü öneren siyasal program ile çıkmalıyız.

AKP her yönüyle sıkışmış vaziyette. İstanbul'u ve Ankara'yı kaybetmiş olduğunu tekrar hatırlayalım. Trump'ın ve savaşlar döneminin yükselişine sırtını dayayarak, son kozunu oynuyor. İdeolojisinde bu düzeyde gedikler açacak bir durumun içine düşmüş oluyor. Erdoğan artık toplumsal refahı gözetemiyor, barış için adımlar atmaktan çekiniyor, Trump'ın her bir açıklamasında rezil rüsva oluyor.

Sosyal medyada yaygara koparmayı siyaset sanan örgütsüz solculuğun aksine, her siyasi parti kendi açısından, düğümleri çözmeye, tıkanmış boruları açmaya, bir yol bulamasa bile yeni bir yol açmaya çalışıyor. Bu yolun adını resmen ilan etmemiz gereken noktaya geldik. Ücretler milli gelir, enflasyon ve açlık-yoksulluk koşulları gözeterek belirlenmelidir, 71 bin lira olmalıdır. 6 saatlik işgünü ve toplumsal kaynakların kamu üretimi için seferber edilmesiyle, herkese iş ve refah sağlanmalıdır. Gençliğin yaşadığı barınma krizi, kira desteği ve herkese yurt imkanıyla çözülmelidir.

Milli gelire göre ücret, herkese iş, toplumsal refah, parasız eğitim; pergeli buraya koyuyoruz ve emekçilerin suretinde bir dünya çiziyoruz.

 

Yarın, geniş bir yazar kadrosu ile günceli değerlendirme, siyasi gelişmeleri takip etme, öngörme, anlama ve fikri bir yön çizme hedefindedir. Ancak yayınlanan yazılardaki görüşler, Yarın Yayın Kurulu’nun politik değerlendirmeleriyle tümüyle aynı çizgide olmayabilir. Farklı değerlendirmelere sahip olsalar da mücadeleye katkı sunacağını düşündüğümüz tüm yazılara yayın ilkelerimiz çerçevesinde yer vereceğiz.

İlgili Yazılar

Post

Tüm İnsanlığın Ücreti ve Kirası

Post

Ne Fark Eder

Post

Savaş Rejimleri Gölgesinde Demokrasi Mücadelesi

Post

Kesinlikle Şart

Post

Neredeyiz ve nereye gidiyoruz?

Post

Barışın Önü Açıldı

Post

Alcatraz'dan Kaçış

Post

Geçim Garantisi

Post

Minör Gamlar Yetmez

Post

“Zaten Parti Var” Değil

Post

Somut Hedefler, Sürekli Mücadele

Post

Eğitim Parasız Olmalıdır

Post

Kolayına Kaçmadan

Post

İstanbul Üniversitesi'nde Rant Emelleri

Post

Asansörü De Değiştireceğiz, Bozuk Düzeninizi De

Post

Örgütlü Bir Toplum Düşleyelim

Post

Kanaatler Değil Perspektif Belirler

Post

Gençlik Örgütlenmeli, Kendi Siyasetini Öne Sürmeli

Post

Politik Sahnede Müziğin Akıbeti

Post

Sorun Var Çözüm Yok İtiraz Yasak

Post

Ekranların Küçük Dünyası

Post

Devrimcilik mi, Aktivizm mi?