Post

Geçim Garantisi

Geçim Garantisi

Enflasyon karşısında işçi sınıfının bitap düştüğü, 19 milyon işçinin hiçbir zam almayacağı Temmuz ayına girdik. Buna karşılık NATO üyesi ülkelerin askeri harcamaları milli gelire oranla %2'den %5'e çıkarılacak. Yani 70 milyar dolara.

Türkiye siyasetini içten dıştan sarsan, olaylar üzerine olaylar yaratan S400 hava savunma sisteminin 2.5 milyar dolara mâl olduğunu hatırlayınız. Meblağın büyüklüğü belki böylece anlaşılabilir.

Kapitalizm askeri sanayiyi harlıyor, kâr oranlarının düşüşüne karşı kendine bir sığınak arıyor. Bir kez daha işçi ve emekçileri açlığa ve açlıktan bir öteye zincirliyor.

Temmuz ayındayız ve memleket insanının devasa bir problemi var. Gözleri kapamak ve kulakları tıkamak mümkün değil.

Genel ücretler çok düşük, alım gücü düşüyor, her gün daha da düşecek.

"Yatırımcı kaçmasın" uğruna, dibin de dibi görülüyor. Memleketin emekçisi ya asgari ücretli, ya onun aldığı zamma oranla zam alıyor. Demektir ki bir iki düzine zengine karşı, 19 milyon işçinin ücreti.

Gün başlarken ve akşam olurken metrobüsleri, otobüsleri ve tüm ulaşım araçlarını tıklım tıklım dolduranlar. "Fakirlik varsa kim oturuyor o kafelerde?" denildiğinde dahi akla getirilmeyen o kafelerin, restoranların ve alışveriş mağazalarının emekçileri. Primini günbegün yatırmış ve alın terinin karşılığını son damlasına kadar alacak olan emekliler; kentlerin ve memleketin gerçek üreticileri.

19 milyon işçi bu Temmuz ayında ücretlerine hiçbir zam almayacak. İşçi sınıfı o eski, tozlu raflarda bırakılmış kitaplardaki deyimle; sınıf mücadelesinde bir mevzi daha kaybetmiş olacak. Ne acı sosyalizmin bu gerileyişi, ne övgüye mazhar olmuş onun engin ufkundan kopuş.

"Halkım için, halkımla birlikte" diyenlerden, sınıf kardeşini dermansız bırakmayanlardan; "benim üyem acı çekmemekte" diyenlere.

Nasıl oldu da niye olmadı denmesin diye örnekler vereceğim.

Özgür Özel CHP'si adına Zeynel Emre konuya müdahil oldu. Solun öne sürmesi gereken programına "bir kala" bir konuşma yaptı. Asgari ücreti tarihsel olarak kıyasladı. "O eskilere laf ediyorlar ama" dedi, 1974'te ücretlerin kişi başına düşen milli gelire oranı %80'lerdeydi, dedi. Ve tabii ki büyüme olduysa emekçi pay almalı, tabii ki geçim şartları hesaba katılmalı, tabii ki enflasyona göre yılda 4 kez zam almalı, dedi.

İşte bu sefer fıtığı belinde, nasırı elinde emekçiler adına; başını koyabileceği bir çatısı yoksa çatının kirasıyla başı dertte olan halkımız adına; onun için ve ancak onunla birlikte kazanılabilecek prensipler öne sürüldü.

İşçi sınıfının yazgılı olduğu mücadele, kat edeceği yol, uğruna politik yığınak yapacağı prensipler; CHP'li bir vekil tarafından dile getirildi.

Zohran Mamdani kazandığında, "tek üzüntümüz bu kadar geç olmuş olması olsun" demişti. Bir başlangıç olarak, kaybetmeyi reddetmeyi gösterdi. Onun New York emekçileri adına söyleyecek birkaç çift lafı vardı, zenginlikten arsızlaşanlara. Eskiler kılıç attı derler, metropollerin metropolünde kılıç attı emekçiler.

Bağımsız Maden İş ile ücretlerini alamayan madenciler ve Öğretmenler Sendikası ile taban maaş hakkı ve eşit ücret hakkı için öğretmenler büyük dersi hatırlattılar, Aziz Çelik'in Birgün'deki muhteşem yazısında ifade ettiği üzere "niteliğin nicelikten önemli olduğunu" gösterdiler.

Nitekim Özgür Özel de bu dersin öğrencisi oldu, İzmir'in Beydağı'nda ve Tire'sinde mikronu aldı tekrar tekrar sordu: Sermayedarın hastanesine hasta garantisi verildi, yoluna geçiş, havalimanına yolcu garantisi verildi. Emekçiye, emekliye, çiftçiye kim geçim garantisi verecek?

Bu örneklerin hepsi ezbere reddedilebilir, küçümsenebilir. Mesela Zohran Mamdani'nin aslına bakarsanız klasik anlamda bir Marksist olmadığı söylenebilir. Özgür Özel ve CHP için de bu denebilir hayli hayli. "Bir burjuva partisini..." ile başlayan pek çok söz sarf edilebilir ve çoğu da cidden doğru olabilir. Bahsi geçen sendikaların öncülüğü "sendikalizm" ile, yetersizlikleri ile eleştirilebilir. Yine pek çok yönden doğru olabilir. Bu cümlelerdeki ikilik teorik olan ile siyasal olanı incelerken meydana çıkan ölçek farklılığından kaynaklanır. Misal; her yeri ve özellikle kent meydanlarını grevlerin kasıp kavurduğu bir dönemde muhtemelen bu yeterlidir demezsiniz ama hiç olmadığı bir dönemde kıymetini bilirsiniz.

Doktrine dair bu tartışmayı da yapacağız elbette ve çok faydalı olacak ama şunu söylemekte de fayda var:

19 milyon işçi bu Temmuz ayında zam almayacak. Biraz daha güçten düşecek. Maddi çöküşü, manevi çöküşünü getirecek. Gün geçtikçe borcun batağına sürüklenecek. Ama soru artık soruluyor. Her sorulduğunda kulağı tekrar çınlatıyor. Sahi, emekçiye kim geçim garantisi verecek?

 

Yarın, geniş bir yazar kadrosu ile günceli değerlendirme, siyasi gelişmeleri takip etme, öngörme, anlama ve fikri bir yön çizme hedefindedir. Ancak yayınlanan yazılardaki görüşler, Yarın Yayın Kurulu’nun politik değerlendirmeleriyle tümüyle aynı çizgide olmayabilir. Farklı değerlendirmelere sahip olsalar da mücadeleye katkı sunacağını düşündüğümüz tüm yazılara yayın ilkelerimiz çerçevesinde yer vereceğiz.

İlgili Yazılar

Post

Geçim Garantisi

Post

Kesinlikle Şart

Post

Neredeyiz ve nereye gidiyoruz?

Post

Alcatraz'dan Kaçış

Post

Minör Gamlar Yetmez

Post

Kolayına Kaçmadan

Post

Eğitim Parasız Olmalıdır

Post

Somut Hedefler, Sürekli Mücadele

Post

“Zaten Parti Var” Değil

Post

İstanbul Üniversitesi'nde Rant Emelleri

Post

Asansörü De Değiştireceğiz, Bozuk Düzeninizi De

Post

Örgütlü Bir Toplum Düşleyelim

Post

Kanaatler Değil Perspektif Belirler

Post

Gençlik Örgütlenmeli, Kendi Siyasetini Öne Sürmeli

Post

Politik Sahnede Müziğin Akıbeti

Post

Sorun Var Çözüm Yok İtiraz Yasak

Post

Ekranların Küçük Dünyası

Post

Devrimcilik mi, Aktivizm mi?