Politik Program
Politik Program
Politik programın somut koşullara göre yazılması beklenir. Ama günümüzde belki en soyut biçimde düşünülen şey programdır. Sanki varmış, hazırdaymış, çoktan belirlenmiş gibi davranılır. Neticede alt tarafı bir öneri listesi.
Ama bir araya gelip o listeyi çıkarabiliyorsak, listelediklerimizi uygulama sorumluluğumuz doğar. Sorumluluklar sürdüreceğimiz hayatın akışını belirleyecektir. Böylesi bir araç olarak programın örgütlü hayatımıza gerçek etkileri üzerine düşünmek gerekir.
Tabii bu konuyu ısrarla tartışan yoldaşlarımızın birçok kez vurguladığı gibi her siyasi grubun sahip olduğu uzun erimli program ve tüzükten bahsetmiyoruz. Belirli bir dönem ve koşullar içinde emekçilerin en belirgin sorunları üzerine odaklanmış güncel politik programı konuşuyoruz. Onun bir siyasi parti faaliyetinde nasıl cisimleştiğini düşünüyoruz.
Programımızla kitlelere deriz ki “Biz şu, şu ve şu hedefler için bir araya geldik ve mücadele yürüteceğiz. Siz de bize katılın!” Karar vermişizdir, öncelik vererek listeye aldığımız hedeflerin somut ihtiyaçları doğrultusunda yöntem bulacağız. Örneğin hedef “Asgari ücretlerin milli gelire ve enflasyona göre hesaplanması” ise yöntem “Kamusal alanlarda emekçilerle politik tartışma yapabileceğimiz ortamlar yaratmak” olarak önerilebilir. Çünkü bu hedefe ulaşmak için asgari ücretlilerin ciddi desteği gerekir.
Hedef, ihtiyaca işaret eder. İhtiyaç, yöntemin zeminini oluşturur. Yöntemin uygulanması gerekir. Uygulandığında hareketin ilk oluşumu gerçekleşir. Program hedefleri öznesiyle buluşturulur.
Bu sıkça olumsuz olarak anıldığı biçimiyle “bilinç aktarmak” yahut “dönüştürmek” tarzlı bir ilişki değildir. Yöntem politik tartışmadır. Partinin farklı farklı insanları, kentin rastlantısallığı içinde farklı farklı insanla konuşur. Farklı farklı diyaloglar içinde bulur kendini, farklı farklı olaylar dinler. Farklı farklı hikayelerin içinden program hedeflerini anlatmak için farklı farklı bağlantılar bulmaya çalışır. Farklı farklı tartışmalar farklı farklı sonuçlanır.
Ancak her halükarda bu sürekli faaliyet hatırı sayılır bir politik ilişki birikimi yaratır. Politik ilişki birikimi her halükarda partiye nitelik, nicelik katar. Kolektifin etkisi artar. Örgütlü faaliyet gündelik yaşamın rutini içinde kendine alan oluşturur. Hareket, öznesiyle doğrudan fikri ilişki kuran bir varlık haline gelir.
Şu an bu konuyu mevcutta sürdürebildiğimiz faaliyet üzerinden düşünüyoruz. Yoksa programın özneyle buluşma yöntemi konjonktürel olarak değişkenlik gösterebilir. Örneğin AKP iktidarı geriletilemezse daha zor koşullar gündeme gelebilir. Ama yine de faaliyetlerimizi bir “ortak genel çıkar” eksenine oturtan politik program bizi sürdürülebilir öncelikler belirlemeye itecektir. Yine aynı şekilde hayatımızın akışını yönlendirecektir.
Örneğin güncel durumla kurduğumuz ilişkiyi program üzerinden nasıl düşünebiliriz? Asgari ücretin ülke çapında milli gelire sabitlenmesini savunuyoruz. İş günü 6 saat olmalıdır, tüm iş yerlerine tüm sektörlere sendika girmelidir diyoruz. Kamu üretimiyle toplumsal refah sağlanmalıdır, Kürt sorunu demokratik biçimde çözülmelidir, mecliste emekçi halkın temsili artmalı örgütlü demokrasi olmalıdır diyoruz. Laiklik ilkeleri tüm toplumsal yaşamda uygulandığı eşit ve özgür bir ülkede eğitimin demokratik ve parasız olmasını savunuyoruz. Emperyalist güçlerin tüm etkisinden bağımsız bir ülkede yaşamak istiyoruz.
Önerilerimizin hepsi mevcut duruma dair ve mevcut iktidarla ilişkili. Dolayısıyla onu güçlüğe sokacak her tür politik sürekliliği destekliyoruz.
Öncelikle Asgari Ücret İnisiyatifi’nde bir araya gelen sosyalist partiler ve kurumlar olarak; ülkenin açık çoğunluğunu oluşturan asgari ücretlilerin ve emeklilerin örgütlenmesi için çalışıyoruz. O her kesimden emekçi milyonları Asgari Ücret Tespit Komisyonu masasının asli tarafı yapmak istiyoruz. Her hafta yapılan örgütlenme çalışmaları ve gösteri yürüyüşleri, asgari ücretlilerin sürekli ve örgütlü mücadelesi için.
CHP’nin parti örgütü ve Cumhurbaşkanı adayı nezdinde seçme seçilme hakkına yönelik saldırı var. Sokakları dolduran kalabalıklarla birlikte biz de bu saldırıyı reddediyoruz. Kürt sorununda müzakere zeminleri oluşuyor. Barış ve kardeşlik için politik öneri getiren Kürt halkını ve siyasi iradesini destekliyoruz. Sendikasıyla örgütlü madenciler aylarca ödenmemiş hakları için tüm engelleri aşarak Ankara’ya geliyor, zaten onlarınkinden başka çıkarımız yoktur, yanlarında oluyoruz.
Nitekim böyle birçok mücadele eden kesimle diğer her şeyin yanında program da tartışmak, yoldaşça omuz omuza mücadele de etmek istiyoruz. Yoksa AKP iktidarını geriletebilmemiz mümkün değil. Gittiğimiz eylemlerin, yaptığımız buluşmaların, söylediğimiz sözlerin arasındaki neden-sonuç ilişkisini bu temel kararlar belirliyor: Program yazıldı, program anlatılacak, program uygulanacak, program tartışılacak.
Türkiye güncelliğinde emekçi halkın kendi öz çıkarları temelinde halen belirleyici politik gücü yok. Her halükarda ciddi örgütlenme çalışması yapmak gerekecek. Hem de sürekli. Benzer doğrultuda ama farklı düzlem ve çevrelerin eylemleriyle, çalışmalarıyla olumlu gelişmeler sağlanabilse de parçalı bir mücadele anlayışıyla bu güç inşası süreçleri yeterli olmuyor. Ülkede çok fazla sorun var, çözülmesi için çok yönlü biçimde önemli işlere girişilmesi gerekiyor. Yol haritamızı en geniş ölçekte çizebilmeliyiz.
Milyonlarca insan bize güvenecek, bizle yol yürüyecekse bizi dikkatle değerlendireceklerdir. Tutarlı hedefler ve çözümlemeler bekleyeceklerdir. Bu hedef ve çözümlemeler üzerinde tasarruf sahibi olmak da isteyeceklerdir. Ki zaten sosyalistlerin emekçi halka vadettikleri şey budur. Bunu benimsetmenin yolu kapsamlı ama sade, tutarlı ama tartışma açıcı bir politik programdır. Programın hedefleri doğrultusunda örgütlenmek, o hedefler doğrultusunda harekete yöneltmektir. Her gün, her koşulda, her farklı konjonktürde.
Yeni bir ülke kurmak için yeni bir mutabakat gerekecek. Ama önce kendi içimizde ve bizim gibi mücadele eden diğer kesimlerle da mutabakat yaratma becerilerimizi geliştirmemiz gerekir. Program tartışması geçiştirildiği ölçüde bu yöndeki gelişimimiz sınırlı kalıyor. Kitlesel olarak solun diğer politik özneler arasından sıyrılıp “yükselmesi” bazı önemli günlerde yapılan eylemlere veya gündeme gelen bazı olaylara karşı gerçekleştirilebilen reaksiyonlarla ölçülür halde kalıyor. Güncel program tartışmasını dışlayan teori ise ister istemez estetiğin veya genel belirlemelerin sınırlarında kalıyor.
Oysa güncel politik program, hedeflediğimiz şeylere yönelik edindiğimiz şimdiye dair ve şimdiye karşı ilk somut varlığımızdır. İlk bütünlüklü düzey ve teşebbüsümüzdür.
Kelam vücut bulur, hayata etki eder, bundan sonra yapacaklarımızın gelişimini de o belirler.
Yarın, geniş bir yazar kadrosu ile günceli değerlendirme, siyasi gelişmeleri takip etme, öngörme, anlama ve fikri bir yön çizme hedefindedir. Ancak yayınlanan yazılardaki görüşler, Yarın Yayın Kurulu’nun politik değerlendirmeleriyle tümüyle aynı çizgide olmayabilir. Farklı değerlendirmelere sahip olsalar da mücadeleye katkı sunacağını düşündüğümüz tüm yazılara yayın ilkelerimiz çerçevesinde yer vereceğiz.








253426919.webp)











255437302.webp)



















241534546.webp)


245950176.webp)




243859717.webp)


240459470.webp)









230903555.webp)







234218485.webp)


231323595.webp)



















222511212.webp)




























