Post

Fransa ve Politika

Fransa ve Politika

“Sıkıysa gelip yaşasınlar benim dokuz metrekare evimde. Az önce bir polis vardı. Ona böyle yaşanamayacağını anlatıyordum. O da abarttığımızı söylüyordu. Onunla yer değiştirmeyi çok isterim. Gelsin de yaşasın benim küçücük evimde. İki kişi, hamam böcekleriyle. Bu hayat yaşanmaz hâlde.”
Fransa’da eylemlerde yer alan genç bir kadın böyle bağırıyor. Sonuna kadar haklı. Devletler müthiş, devletler güçlü, devletlerin uçak gemileri var. Buna karşılık öğrenciler dokuz metrekare evde, hamam böcekleriyle birlikte yaşıyorlar. Yanlış anlamayın, Orta Çağ’da yaşamıyorlar ve hapiste değiller. Burjuva demokrasisinin medarıiftiharı Fransa’da ve 2026 yılında yaşıyorlar. Hem de yapay zekâyla başka ufuklara doğru uzanırken. Her ne hikmetse insanlığı kolayca kurtaracak olan yapay zekâ öğrencileri hamam böceklerinden kurtaramıyor.
Bütün bunlar Fransa’da para bulunmadığından ve Fransa’nın çok çok borçlu olmasından kaynaklı değil. Sorun her zamanki gibi bir bölüşüm sorunu. Thomas Piketty Fransa’daki iktisadi durumu kolayca şöyle açıklıyor: “Kamu borcu, 1970’te GSYİH’nin %20’si iken bugün %120’ye vardı. Ancak aynı dönemde özel servetler çok daha fazla arttı: GSYİH’nin %300’ünden %600’üne çıktı ve en büyük finansal servetler bakımından aşırı bir yoğunlaşma gerçekleşti. Başka bir deyişle, Fransa’nın ulusal serveti, yani özel ve kamu borçları düşüldükten sonra özel ve kamu servetlerinin toplamı hem mutlak rakam olarak hem de GSYİH yüzdesi olarak hiç bu kadar yüksek olmamıştı. Ayrıca GSYİH’nin kendisi de hiç bu kadar yüksek olmamıştı.”
Para var ama özel servetlerin artması için, savaş uçaklarının yapılması için ve özel şirketlerin desteklenmesi için var. Askerî harcamalar için bütçeden 64 milyar avro ayrılıyor.
Can Yücel diyor ki: “Sararıp dökülmeden önce kızaran yapraklar ki onlar / Şan verdiler ortalığa bütün bir sonbahar / Mevsim dönüp de yeniden yeşermeğe başlayınca rüzgâr / Çıplaklığında o atın yine onlar koşacaklar / O çocuklar / O yapraklar / O şarabi eşkiyalar / Onlar da olmasa benim gayrı kimim var?”
İşte gelip çıktılar. İyi şeyler yok olmaz, küllerinden yeniden doğar. Dünyanın bütün çetin cevizleri karşınızda şimdi.
İran’a saldırmanın, benzin fiyatlarını yükseltmenin, Çin’i kuşatmaya çalışmanın bir bedeli var. Liseliler, üniversiteliler, itfaiyeciler, kamu çalışanları, göçmenler size bu bedeli ödetecekler şimdi. Dünya kaç bucakmış göreceksiniz.
Ana akım medya her zamanki gibi rezil. Kırılan mağaza camlarına, yakılan çöp kutularına çok içleniyor. Bir de harap olan Limoges Belediyesi binasına. Karl Marx, Fransa’da İç Savaş adlı eserinde “Çarpışma sonrasındaki toplu katliamı memnuniyetle seyreden bütün dünya burjuvazisi, tuğla ve harcın ‘kutsallığının çiğnenmesi’ karşısında dehşetle sarsılıyor!” diyerek hâkim sınıfın hislerindeki riyakârlığı açığa vuruyor. Çoğu çocuk olan 8 bin kişi gözaltına alındı. Gençlerin kolları koptu ve bazıları gözlerini kaybetti ama onlardan söz eden yok. Mağaza camı insan canından daha önemli, cam kalpli medya için.
Hâkim sınıf ve onun medyasına diyecek bir sözüm yok. Eşyanın tabiatı gereği öyleler. Taraflarını ve tarihsel çıkarlarının nerede olduğunu biliyorlar.
Peki ya biz, bizim taraftakiler? Ateşi körükleyenler ve ateşten gömleği giyenler. Yani bizimkiler tarafını ve tarihsel çıkarını biliyor mu?
İlk başta andığım videonun sonunda genç çocuk öfkeyle şöyle diyor: “Macron, kötü bir şey yarattın. Cebimize el attın. Cebe el atınca artık ne sol kalır ne sağ ne de komünist. Hiçbiri kalmaz. Bütün Fransızların cebine el atıyorsun. İşte bu yüzden bugün buradayız.”
Ah be çocuk.
Hâlâ demeye çalışıyorsun ki ne sağ var ne komünist.
Toplumsal muhalefetin bu vahim parolası hiç değişmiyor: “Ne sağcıyım ne solcuyum, hiçbir politik görüşüm yok.” İşte tarafını ve tarihsel çıkarını bilmemek tam olarak buna denir. Sen böylesin ama Emmanuel Macron taş gibi neoliberal, Marine Le Pen taş gibi faşist ve öne çıkan cumhurbaşkanı adayı. Dünya yüzeyinde teriyle kanıyla mücadele veren muhalifler önce hiçbir politik görüşü olmadığını, sonra da hiçbir politik örgüte üye olmadığını söylüyor gururla. Yenilgisinin ana sebebi de tartışmasız budur ne yazık ki. Ordun yok ve ordun olmadığı için bir stratejin de yok doğal olarak. Muhalifler her yerde kendisini kolu kanadı kırık bir mücadeleye mahkûm ediyor.
Her ne olursa olsun, sonunda anlaşılacaktır. Bilişsel yolla anlaşılamasa bile deneme yanılma yoluyla anlaşılacaktır. Devrimci teori, parti ve politik program olmadan devrimci pratik olmaz.

 

Yarın, geniş bir yazar kadrosu ile günceli değerlendirme, siyasi gelişmeleri takip etme, öngörme, anlama ve fikri bir yön çizme hedefindedir. Ancak yayınlanan yazılardaki görüşler, Yarın Yayın Kurulu’nun politik değerlendirmeleriyle tümüyle aynı çizgide olmayabilir. Farklı değerlendirmelere sahip olsalar da mücadeleye katkı sunacağını düşündüğümüz tüm yazılara yayın ilkelerimiz çerçevesinde yer vereceğiz.

İlgili Yazılar

Post

Fransa ve Politika

Post

Bir Koyup Üç Almak

Post

Hayra Alamet Değil

Post

Turpun Büyüğü Buradaymış

Post

Rejimin Su Geçirmezlik İddiası Kırıldı 

Post

Beş Bin Liralık Canımız Yok 

Post

Kaynaşmış Değiliz 

Post

Kıyamete Götüren Alamet: NATO

Post

Eşitsizlik Vaadi: Bölgesel Asgari Ücret 

Post

Gençliğin Gözleriyle Bakmak

Post

İyi, Cesur, Politik ve Muzip 

Post

Geldik Bugüne

Post

İyi Bir Başlangıç

Post

Tek Adam Rejimi Tekledi

Post

Açlıktan Öte Köy Var mı?

Post

Emsalsiz, Tek ve Kıyaslanamaz Değiliz

Post

Asgari Ücret 42.300 Lira Olmalı

Post

Asgari Ücreti Kıyaslamak

Post

Asrın Hortumlaması: 133,5 Milyar Dolar

Post

Meydanları Boş Bırakma

Post

Enflasyonu Ücretler Yaratmıyor: 5 Kanıt

Post

Üreten Biziz, Paylaşan Da Biz Olacağız

Post

Emeğin Tam Karşılığı, Tam Refah, Tam İstihdam

Post

Haklılığımızı Açıklıyoruz Ve Kanıtlıyoruz

Post

Üç İnsandan Biri İşsiz, Dört Çocuktan Biri Aç

Post

Kurban Edilmek İstenen Emekliler

Post

Köylülere Her Yönden Saldırı

Post

Kamusal Emeklilik Hakkı Savunulmalı

Post

Gerçekçi Ol, İmkansızı İste

Post

Tam Kurtuluşun Yolu

Post

Ortadoğu’daki Dalgalanmalar

Post

Ara Aşamalar

Post

Kişi Başına GSYH 720 Binse, Asgari Ücret 50 Bin TL Olmalı

Post

Colani Golan Tepelerini Savunmadı

Post

Metal İşçisi Yüzde 125 Zam İstedi

Post

CEO’ları Kıskanıyor Muyuz?

Post

Alım Gücü Bin Lira Düştü

Post

Belki Şehirlerimize Bir Barış Gelir

Post

Ordu’nun Dereleri Yukarı Akmaz

Post

Kaç Bin Yıllık Hasretimin Koncası

Post

6 Saatlik Çalışmayla Herkese İş

Post

Arkadaşlık Taklit Edilemez

Post

Emekçilerin Bir Doğrusu Yüz Tane Eğriyi Düzeltti

Post

Yorumlamanın Gücü

Post

Son Gülen İyi Güler

Post

Sistemin Eleştirisi

Post

Parsel Parsel Satan Bir Sanık Aranıyor

Post

7 Milyon İşçinin Ücreti

Post

Kürt Halkını Savunacağız

Post

Uysa da Söyledi Uymasa da

Post

Tabii ki Demokrasi İstenecek

Post

Somut Programın Başarısı: Mamdani

Post

Nereden Başlamalı?

Post

Söz Hakkı Kime Ait?

Post

Asgari Ücret Belirlenirken Prensipler

Post

Teke Düşüyoruz

Post

Basra Harap Olmadan 

Post

Kâğıttan Beyinli Emperyalizm

Post

Barışa Başlamalıyız

Post

Mühim Olan Mühimmat  

Post

Olmaktan Korktukları Yerdeler

Post

Tarih Bir İpucu Bekliyor

Post

Yarını Bugünden Kurmaya Başlamak

Post

Kamu Yararı için Ürün ve Hizmet Yaratmak

Post

Yön Göstermek

Post

Somut Koşulların Somut Analizi ve Siyaseti

Post

AKP Bir Geri Dönülmez Felakettir

Post

Orman Yangınlarında Bütün Tohumlar Ölmez

Post

Kerelerce Ölçülen Gelir Adaletsizliği

Post

Alem Buysa Kral Popülistler

Post

İşçi Sınıfı Şart Koşabilir

Post

Sefalet Endeksi

Post

Birkaç Ağaç ve Bir Nefes

Post

Ücret ve Kar Tahterevallisi

Post

Laiklik Şimdi ve Hep Gerekli

Post

Enflasyonun Yarattığı Sefalet

Post

Enflasyonun Sebebi Açlık Sınırındaki Ücretler mi?

Post

Bütçede Değirmenin Suyu Nerden Gelir Nereye Gider

Post

Anayasa Mahkemesini Bir Kez Tanımamak

Post

Gençler Sadece Asansör İstemez

Post

Emek ve Demokrasiden Yana Cumhuriyet

Post

Yahudi Olmayan Çocuklar da Çocuktur

Post

Elin ve Evin İyisi

Post

Göz Hizasında Siyaset

Post

Dördüncü Kuvvet Dik Duruyor

Post

Beton Bina ve Fabrika

Post

Smaç Sebep Sayı Sonuçtur

Post

Sorun Geniş Bir Zaman ve Mekanda

Post

Ekmek İstiyoruz ama Gül De

Post

Parti İşçi Sınıfını Besteler

Post

Kamu Mülkiyetini Kurtarmak

Post

İçeriksizlik Fırtınası

Post

Ormanlar Bizim, Kahrolsun Kapitalizm

Post

“Esset” Değil Halkın Öz Varlıkları

Post

Var ve Yok Listesi

Post

Karşı Kültür

Post

Günbegün Ücret Mücadelesi

Post

Aslanı Kediye Boğdurmak

Post

Sonradan Hatırlananlar

Post

Seçimin Yarattığı Yorumlama İmkânı

Post

Erdoğan’a Yetki Yok

Post

Mülkiyet Sorunu

Post

Halkın Temel İhtiyaçları, Kamu Hizmeti Olarak Karşılanmalı

Post

Örgütlü Gücü Meclis'e Taşıyalım

Post

Hiçbir Yerden İzin Almamak

Post

Mahirleri Anmak Değil Anlamak

Post

Hareketin Hareket Halindeki Doktrini

Post

Denizlere Çıkar Sokaklar

Post

Tabutta Röveşata

Post

Buyurunuz Buradan Yakınız, Mösyö Hükümet

Post

Depremin Siyaset Üstü Olmaması

Post

Basra Harap Olmadan Önce

Post

Halkın Birikimlerinin Bağımsızlığı

Post

Görev Zamanı

Post

Bu Daha Başlangıç

Post

Kaynaşmış Değiliz

Post

Bolsonaro Tavuğunu Yalnız Yemesin

Post

Suriye Sınırını Değil Açlık Sınırını Geç

Post

Neden Yapmasınlar?

Post

Hayallerin de Sadakate İhtiyacı Vardır

Post

Büyük Pasta, Küçük Pay

Post

Yine Sınırlama Esas, Hürriyet İstisna

Post

Seçenek Biziz

Post

Üç Husus

Post

Radikalizm

Post

Örgütlü Toplum Parlamentoya Rengini Vermeli

Post

İşçi Sınıfı Programı Vaat Eder

Post

Güç Siyasetle Yapılır

Post

Yenilgi Sonrasında Yorumlamanın ve Politik Programın Yitimi

Post

İşçi Sınıfının Tahtına Oturmaya Kalkışmak