İyi, Cesur, Politik ve Muzip
İyi, Cesur, Politik ve Muzip
Yıllar yılı büyük sanatçı arkadaşlardan ne dinledik? Efendim, mesaj verme kaygıları yokmuş. Niye, hançerinizin taşı mı dökülür? Sünepe hocaları okulda öyle buyurmuş. Politik mesaj olursa sanat çok mu çok bozulurmuş. Neme lazımcılar ordusu.
Yayılarak devam edin oturmaya konformizmin koltuğunda. Kaygıları yokmuş, kariyeriniz ve aileniz dışında ne kaygınız olabilir ki zaten. Emekli olunca, ucundan acık muhalif olursunuz.
İşte bir kişi çıktı ve Güneş’in bizim etrafımızda dönmediğini söyleyiverdi. Nicolaus Copernicus çıktı ve Güneşin bizim etrafımızda değil, bizim Güneş’in etrafında döndüğümüzü söyleyiverdi. Böyle durumlarda herkesin bunu anlamasını ve söylemesini beklemek gerekmez. İnsanlığın tarihi böyle yürür. Bazı gerçekleri uzaktan ve hatta hariçten duyarız. Uzaktan ve hariçten olabilir ama gerçektir. Uzaktan bilinç gelebilir, müteessir olmayınız.
Deniz Göktaş olanlara hem yabancı ve sorgulayan bir gözle baktı, hem de bir dost gibi acı söyledi. Copernicus gibi. Lakin, bir Copernicus bütün engizisyon mahkemelerine yeter ve bütün insanlık tarihine.
Deniz’den önce berbat espri neydi “Silivri şimdi soğuktur”. Alın şimdi Silivri’nizi de Silivri’yle ilgili berbat esprilerinizi de başınıza çalın. Çocuk “Ölü Deniz” diye isim koymuş gösterisine.
“Sinik” diye bir tabir var. Hiçbir ilkeye, erdeme bağlı olmadan davranış göstermek gibi. Tuhaf bir şekilde Türkçe’deki “sinmiş olmak” ifadesiyle benzeşiyor. Sadece kendini korumak üzere pusmak. İlkenin, ahlakın önemi olmadan; sadece kendi çıkarını korumak üzere hareket etmek.
Etrafı her iki anlamda bu sinikler kapladı. Hem sinik yani erdemsizler hem de sinik yani korkaklar.
Hani Nazım Hikmet diyor ya “Ben yanmasam sen yanmasan biz yanmasak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa…” diye. Bu sinikler için bu söz bir milyar ışık yılı uzakta. Onlar yanmayı boş ver, haziran güneşinin bir göz kırpmasına dahi gelemezler.
Demek ki dövüşenler de varmış bu havalarda. Esprileriyle dövüşenler ve yanma ihtimali olanlar.
Bütün estetik ve politik gidişat Deniz’in bir fiske vuruşuyla darmadağın oldu.
Anlamsızlığın, içeriksizliğin ve depolitik olmanın kapısına gelip dayanmış sanat; o kapıyı Deniz’nin sayesinde omuzlayıp kırdı.
Bir kişi korkmuyor ve çok akıllı, ne olacak şimdi?
Genç insanlar siyasetle ilgilenmiyor mu acaba? Kendi çocuklarının koleji bitirmesinden başka karın ağrısı olmayanlardan ne önemli bir hayıflanma. Buyurunuz bakalım, demek ki siyasetle ilgilenenler var. Yaşlanmış ve uslanmış sahsiyetler, tabii ki bu durumu da yamultur. Yeni öğüt şu olacaktır “Siyaset yap, ben yapma demiyorum ama evinde sanat olarak yap.” Hiç bitmez hileleri.
Şu siyaset ve örgütlenme, bir tek siyaset ve örgütlenme olarak yapılamıyor. AKP’nin üye sayısı 11 milyon 500 bin, MHP’nin üye sayısı 500 bin, YRP’nin 600 bin. Bir susun yahu. Türkiye’nin ultra sağı örgütlenmeyi on milyonlara katlamış, bizim uygun dozda muhalifler çocuklarını “Kanarya Sevenler Derneği”nden bile uzak tutmak için takla atıyor. Sonra da şaşkın soru “Niye olmadı?”
Ağzını açan uygun dozda muhalif “hiçbir örgüte üye değilim” diye konuşmaya başlıyor. Tek bildikleri meşruiyet kaynağı bu.
Deniz Göktaş hem iyi hem cesur hem politik ve hem de muzip.
Sanat böyle olur işte.
Sekti ve çıktı bütün bayağılığın arasından.
Bir kere bile kendini normalite olarak sunmadı. Normaliteye sığınıp, aza düşmüş olanlara güldürmedi. Normalite ve çoğunluk adına konuşmadı. Bilakis onlara karşı başlattı esprilerini. Meşruiyetini normal ve çoğunlukta olanlardan almadı. Normal ve çoğunlukta olanları çok üzdü, onları hayal kırıklığına uğrattı, onlara bir nevi azap etti diyebiliriz. Hem güldürdü hem düşündürdü hem de azap etti. On parmağında on anlamsal silah.
Dost acı söyler, sevimli çocuk da acı söyler ve tabii ki zülfüyâre dokunur. O nedenle ona derin ve ilk anlamıyla muzip demeliyiz. Güldürürken normaliteye ve çoğunluğa azap eden, ısdırap veren bir muzip. Ezenlere azabın keskin olsun.
Bertolt Brecht tiyatrosunda mizah ana yöntemdir. Brecht mizahtan hiç sakınmaz, mizahın insan akıl yürütmesini capcanlı tuttuğunu düşünür. Açıklamalar yapmaktan yüksünmez çünkü olaylar arasındaki bağıntıları kurmak zordur. O nedenle hep bir anlatıcı ozan vardır oyunlarında. Deniz Göktaş o anlatıcı ozanın gelmiş geçmiş en iyisidir.
Aşk olsun sana çocuk, aşk olsun.













244622747.webp)
240851161.webp)

 (1)240440572.webp)
243203322.webp)


245335367.webp)

244221933.webp)









251328436.webp)







250800919.webp)


250758536.webp)
254535289.webp)


254729103.webp)












240427718.webp)



























































