Post

Kesinlikle Şart

Kesinlikle Şart 

Sunucu Özgür Özel ile röportaj yapıyor ve seyircilerden soru istemiş. Hayretler içerisinde sunucu. Çünkü Özgür Özel'e sorulması için iletilen soruların büyük çoğunluğu "gündelik" değilmiş. Mesela halkımızın en çok merak ettiği konu "kim, kiminle, nerede, ne yapıyor?" değilmiş. Yani "hava, cıva ve su" üzerine yüksek mülahazalar ve siyasal sükûnete bulanmış sözde stratejiler yazmamış ve sormamış insanlar.

Sunucularımız Mao'dan beri görülmüş en üst düzey stratejisyenler oldukları için; geçmiş beş sene ve önümüzdeki beş seneyi tak diye belki biraz da tük diye analiz etmişler, reçeteyi oluşturmuşlar. Belki Özgür Özel Bahçeli'nin elini okşamayıp da kulağını tutsa makus talihi yenecekmişiz.

Ama sunucu hayretler içerisinde. Çünkü insanlar kırmızı mı daha mavidir yeşil mi dememiş de müstakbel iktidar partisinin seçilmiş genel başkanına; CHP iktidara gelmek için ne vadediyor diye sormuş. Yani iktidara geleceksin, yani sana bakıyoruz, yani ne diyorsun?

Hangi hakları tanıyacaksın, yoksulluğu nasıl çözeceksin, adaletsizliği nasıl gidereceksin?

Taşıma suyla değirmen mi döndüreceksin, su kanallarını inşâya mı girişeceksin?

45 dakikalık Youtube programında sunucu Deniz Zeyrek, şaşkınlığını belirttikten sonra bu konuya bir daha dönmedi.

Demokrasi, hak ve iktidar mücadelesi verenlerin sunucu ve yorumcuların ajandasından, ana haber spikerlerinin perspektifine yükselmeye ihtiyacı var.

Ana haber spikerleri militan sendikal mücadelenin bağrında yetişmişçesine; emekçinin ücretini, emeklinin aylığını, gıdanın enflasyonunu, sağlık hizmetinin yokluğunu ve kiranın çokluğunu haykırıyorlar. Zaten pazaryerinde mikrofon uzatıyorlar; vatandaş diyor bir ben var benden içeri.

Büyük sorun ortada, rakamsal olarak ortada, yazılı olarak ortada, sözel olarak ortada. Asgari ücret 25 aydır açlık sınırının altında. Yani genel ücretler muazzam derecede düşük, bunu da AKP'nin ne seçimden önce ne seçimden sonra çözecekmiş gibi bir vaadi yok.

Olmadığı ve olamayacağı için de insanlar AKP'ye sormuyor, en yakın alternatife soruyor ve yolu çizmesini istiyor. Somut soru sorulduğuna göre somut cevap verilmelidir ve verilebilir. Ara zam şarttır. Ara zam şart dediğiniz anda halkımız sözleşmişçesine "kesinlikle şart" diyecektir, denemesi bedava.

Ama sözleşme yok, bu nesnelliğin ta kendisi. Çünkü kesinlikle şart.

Özgür Özel mücadelesini hukuki, siyasi ve fiziksel olarak üç kategoride formüle ediyor. Hukuki süreci sonuna kadar tüketmek gerektiğini sürekli öne sürüyor, çünkü bu çok şey vermiş ve çok şey bekleyen halkımıza bir tür "beklemecilik" gibi gözüküyor. Oysa bu gecikme yaratmaktan ziyade yargının çürüklüğünü teşhir etmek suretiyle mücadelenin fiziksel boyutuna güç veriyor.

Buradaki sorun hukuki olana çok önem verilip fiziksel olanın eksik bırakılması değil, tam aksine bu konuda rüştünü ispatladı çoktandır Özgür Özel. Ama sorun hukuki ve fiziksel olanın siyasi olana ve bir siyasal programa oturtulamamasında. Yani mücadele ve iktidar yolunu çizememekte.

Bu eksik ve tepkisel haliyle dahi, halkımızın seçme ve seçilme hakkının kullanılmasına ve demokrasi mücadelesine ne muazzam bir katılım gösterdiğini her bir yürüyüşte, her bir mitingde görüyoruz. Bunu yapan, bir yol bulabilse neler yapmaz.

Bu dinamik sadece demokratik hakların savunulması üzerine inşa edilmedi ve şimdiki aşamada da edilemez. EYT'lilerin hak mücadelesinden, sosyal belediyeciliğin iyi örneklerine ve Kürt halkının mücadelesine hiç yoktan bir saygı gösterisine; bunların hepsi kapsayıcı ve etkili bir güç olarak Özgür Özel'in yolunu açtı.

O açıdan bahsi geçen Youtube röportajında sunucu hayretlerini belirttiğinde, Özgür Özel'in "biz zaten geçen sene program yayınlamıştık" diye cevap vermesi çok talihsiz. Geçen sene yayınlanan programlar en iyi ihtimalle geçen seneye uygundur. Diyelim ki güncel olduğu tespit edilmiştir, o zaman da tekrar anlatılmaya mecburdur. Kesinlikle şarttır.

Kesinlikle şarttır çünkü, program yani çözümler ve hedefler öne sürmek ve uğruna mücadele etmek; sizi lütuf bekleyen ve iktidar edenleri mutlaklaştıran pozisyondan emekçilerin ve tüm halkın hikayesini anlatan, ete ve kemiğe büründüren ve nihayet ciddi, kapsayıcı ve güven kazanmış iktidar alternatifi konumuna getirir.

Ölmüş tüm ruhları kutsal kuyudan çağırabilirsiniz. Ama siz çağırdınız diye gelip gelmeyecekleri kesin değildir. Çağıranın kişiliğinde değil, söylediği sözde keramet vardır.

Politik program bir vadede yazılmış ve internette yayınlanmış broşür değildir. O bütün bir emekçi halktan ve ezilenlerden ilham alan ve ona ilham veren; yeni bir dünyanın üzerine düşünülmüş, her gün tekrar düşünülen, somut olarak dile getirilmiş yazgısıdır. “Anlatılan senin hikayendir” diyebilenler, iktidar edebilir. O yoksa anlatılan hep kendi hikayemiz olur ve kendi hikayelerimiz ancak kendimize hitap eder ve hep kendi hikayemizi anlatmak ilk olarak ahlaken yanlıştır.

Mantıksal ve siyasi olarak da kendi hikayemizi anlatmak yanlıştır; emekçi halkın acısı, yolu ve hikayesi anlatılmalıdır. Bu hikayenin ana fikri olan ücret mücadelesi şarttır çünkü halkımız fakirlikten inim inim inlemektedir ve ücretler üretimden gelen gücün ilk veçhesidir.

Ücretini ve emeğinin karşılığını savunmak, bir tepkimeye yol açar çünkü işçi sınıfını özne olarak siyaset sahnesine davet eder. Bütün değeri üreten o olduğu için, tempoyu o belirler. Onun kendi hakkını araması, herkesi mücadeleye davet eder.

O açıdan demokrasi mücadelesi verilmesi nasıl kesinlikle şarttırsa, emekçilerin hak mücadelesini vermek de kesinlikle şarttır. Günbegün ama özellikle de Temmuz yaklaşırken, ücret mücadelesi vermek şarttır ve ara zam kesinlikle şarttır.

 

Yarın, geniş bir yazar kadrosu ile günceli değerlendirme, siyasi gelişmeleri takip etme, öngörme, anlama ve fikri bir yön çizme hedefindedir. Ancak yayınlanan yazılardaki görüşler, Yarın Yayın Kurulu’nun politik değerlendirmeleriyle tümüyle aynı çizgide olmayabilir. Farklı değerlendirmelere sahip olsalar da mücadeleye katkı sunacağını düşündüğümüz tüm yazılara yayın ilkelerimiz çerçevesinde yer vereceğiz.

İlgili Yazılar

Post

Kesinlikle Şart

Post

Neredeyiz ve nereye gidiyoruz?

Post

Alcatraz'dan Kaçış

Post

Minör Gamlar Yetmez

Post

Kolayına Kaçmadan

Post

Eğitim Parasız Olmalıdır

Post

Somut Hedefler, Sürekli Mücadele

Post

“Zaten Parti Var” Değil

Post

İstanbul Üniversitesi'nde Rant Emelleri

Post

Asansörü De Değiştireceğiz, Bozuk Düzeninizi De

Post

Örgütlü Bir Toplum Düşleyelim

Post

Kanaatler Değil Perspektif Belirler

Post

Gençlik Örgütlenmeli, Kendi Siyasetini Öne Sürmeli

Post

Politik Sahnede Müziğin Akıbeti

Post

Sorun Var Çözüm Yok İtiraz Yasak

Post

Ekranların Küçük Dünyası

Post

Devrimcilik mi, Aktivizm mi?